15 tutsak

İran durup dururken 15 İngiliz askerini neden kaçırdı? Hem de 'ABD, İran'a saldırmak için bahane arıyor' dendiği bir sırada? Birkaç ihtimal var.

İran durup dururken 15 İngiliz askerini neden kaçırdı? Hem de 'ABD, İran'a saldırmak için bahane arıyor' dendiği bir sırada? Birkaç ihtimal var.
Birincisi, İngiliz askerleri gerçekten İran karasularına girmiştir ve bunu egemenlik haklarının bir ihlali sayan İran, tepki olarak askerleri esir almıştır. Eğer böyle sıradan bir sınır ihlali olayıyla karşı karşıya isek, İran'ın işi büyütmeden askerleri geri göndermesi gerekir. Şimdilik bu yönde bir hareket gözükmüyor.
İkinci olasılık, kaybolan bazı İranlı güvenlik elemanlarının ABD tarafından kaçırıldığını ileri süren İran'ın, 15 askeri pazarlık unsuru olarak kaçırmış olabileceğidir. Öyle ise iş uzar ve nasıl sonuçlanacağı belli olmaz.
Üçüncü olasılık, İran, 'ABD ve İngiltere bize saldırmayı göze alamaz' değerlendirmesini yapmış ve hem ülke içinde hem de uluslararası ortamda saygınlık kazanmanın bir yolu olarak askerleri esir almış olabilir. (Unutmayalım, İslam devriminden sonra Tahran'daki ABD büyükelçiliği çalışanları uzun bir tutsaklık dönemi geçirdiler. CIA'in kurtarma hareketi de tam bir fiyasko olmuştu!
İran, bu olayı anımsayarak rahat hareket ediyor olabilir. Ayrıca Irak'ta başı belada olan ABD'nin bir de İran'la sorun çıkarmak istemeyeceğini düşünmekte haklı da olabilirler!)
Dördüncü ve zayıf bir olasılık, İran'ın, İngiltere'yi ve ABD'yi saldırı için kışkırtmasıdır. Böyle bir saldırıyla baş edebileceklerini düşünüyor olabilirler. ABD ve İngiltere'nin İran'ı karadan işgale cesaret edemeyeceğini, havadan yapılacak saldırıların da sonuç almak için yeterli olmayacağını düşünüyor olabilirler. Müttefiklerin sonuç alamayacakları bir saldırı ise İran'ı Ortadoğu'nun lideri konumuna yükseltebilir. En azından bu senaryoyu düşünen bazı İranlıların bulunduğuna kuşku yok.
Bernard Lewis 'İslam'ın Siyasal Dili' adlı kitabında, Arap liderlerin retoriğe çok meraklı olduklarını, zengin bir dil olan Arapçanın da iğvası ile bol keseden konuştuklarını, zaman zaman gerçeklerden koptuklarını söyler. Sanırım Lewis bu konuda haklıdır. 1967 savaşından önce Mısır lideri Nasır hemen her gün İsrail'i nasıl yenip perişan edeceklerini söyleyip duruyordu. İsrail hiç konuşmadı, savaştı, Mısır, Ürdün ve Suriye'yi bir hafta içinde perişan etti.
Benzer bir durumla son Irak savaşında karşılaştık. Savaşta önce Saddam hemen her gün nutuk atıyor, Amerika'yı nasıl yerle bir edeceklerini söylüyordu. Sonrası malum.
Olayları abartma konusunda İranlıların da hatırı sayılır bir şöhreti var. 'Acem palavrası' eski ve bilinen bir deyimdir. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın da maşallahı var: İsrail'i haritadan silmekten, yakında Mehdi'nin geleceğinden, kâfirleri yok edeceğinden söz edip duruyor. 'Aman canım, ciddiye alma, politika yapıyor işte' diyebilirisiniz ama ben öyle düşünmüyorum. Sayın Ahmedinecad'ın çok samimi ve ciddi olduğuna inanıyorum.
'15 asker bunalımının' büyümeden çözülmesi için dua ve gayret etmeliyiz. Unutmayın birkaç esir askeri için İsrail, Lübnan'ın altını üstüne getirmişti! İran'da neler olacağı ve bizi nasıl etkileyeceği hiç belli olmaz. Bir kez dengeler bozulmayagörsün!