19 yaş

Metro girişlerinde veya Kızılay'ın kalabalığında görüyorum onları. Hepsi de gencecik. Çoğu zaman 'Komünist' diye bir dergi satıyorlar.

Metro girişlerinde veya Kızılay'ın kalabalığında görüyorum onları. Hepsi de gencecik. Çoğu zaman 'Komünist' diye bir dergi satıyorlar. Bana uzattıkları dergiyi almıyorum, ama almadığım için de üzülüyorum. Almayarak onların gençlik heyecanını küçümsemiş mi oluyorum...
Oysa bir şeyi küçümsediğim filan yok. Sadece komünizme inanmıyorum, o kadar! Hiçbir zaman da inanmadım. Ama bu tavrım gençlerin inancına, heyecanına, eşitlik ve barış arayışlarına hayran kalmamak anlamına gelmiyor kuşkusuz.
Çoğu 20 yaşında bile değil. Yani Doğu Bloku çöktüğünde küçük birer çocuktular. Benim kuşağımın ve daha önceki kuşakların yaşadığı düş kırıklığını yaşamadılar. Ama onlar da kendi düş kırıklığını yaşayacaktır korkarım.
Üzerinde koskoca harflerle 'KOMÜNİST' yazan dergiyi burnuma dayadıkları zaman iki şey geçiyor aklımdan. Birincisi, 'Bu günleri de mi görecektik' diye düşünüyorum. "Bir zamanlar komünist olmak nasıl bir suçtu! Polisler daktilolara ideolojk suç aleti ve kanıtı olarak el koyar, sergilerdi!"
Demek ki düşünce özgürlüğünde farkına varmadan önemlice bir yol gitmişiz!
İkincisi, böyle 'Komünist' gibi babalarının kuşağına aykırı gelen, onları şoke eden dergileri sokakta dağıtmakla asıl yapmak istedikleri kuşaklararası çatışmada küçük bir zafer elde etmek miydi? Benim gibi babaları yaşında olan, bütün hayatı boyunca 'komünizm' denince dehşet ve korkuya düşen insanlara 'Komünist!' dergisi satmaya kalkmanın Freudçu bir açıklaması olabilir mi dersiniz?
Her ne hal ise, gençler güzel bir şey yapıyorlar, diye düşünürdüm. Genç dediğinin idealleri olmalı, mücadelesi olmalı. Şiddete başvurmadan her fikri savunabilmeli.
Yanlış fikirlere kapılırsa ne olacak? Yanıldığını gördüğü yerde fikini değiştirecektir. Bu ülkede koskoca başbakanlar ve cumhurbaşkanları bir gecede dincilikten lailiğe kayabiliyorsa ve bunu hiçbir açıklama yapmadan gerçekleştirebiliyorsa, elbette gençlere de bir yanılma payı tanınmalıdır, değil mi?
Evet, ama İstanbul polisi aynı kanıda değil korkarım.
Ferhat Gerçek 19 yaşında bir genç. Dört gün önce arkadaşlarıyla birlikte 'Yürüyüş' dergisi satmak için yollara düşmüş. 'Yürüyüş', bayilerde satılan yasal bir dergi. Polis amcalar, 'Satamazsınız' demiş, gençler kaçarken polise taş atmışlar, polis de onlara tabancayla ateş etmiş.
Ferhat Gerçek omuriliğinden vurulmuş. Felç. Artık bir daha yürüyemeyecek!
Polis, dergi yasaklı diyor, bize taş attılar diyor, küfrettiler diyor. Kendi kendilerini vurdular diyor. Kimin ateş ettiğini görmedik diyor.
Kendini savunuyor. Tek bir kurşunla öldürülen Afrikalı mülteci olayında olduğu gibi.
Ferhat'ı felç bırakan polis amcası ve onun yaptığını görüp de susan arkadaşları... Diyelim ki bütün dedikleriniz doğrudur. Diyelim ki o gençler illegal yayın dağıtmak istediler, küfrettiler, taş attılar ve kaçtılar.
Gene de onların üzerine ateş edip Ferhat'ı feçli bırakmanızın savunulacak yanı var mı?
Siz hiç 19 yaşında olmadınız mı?
Hiç yanılmadınız mı?