200 kilometre hızla toslamak

Çok seçim gördük geçirdik. Ama bu seçimlerin bir özelliği var ki şimdiye kadar başka hiçbir seçimde bu kadar göze çarpmamıştı.

Çok seçim gördük geçirdik. Ama bu seçimlerin bir özelliği var ki şimdiye kadar başka hiçbir seçimde bu kadar göze çarpmamıştı. Her seçimde usulsüzlükler, yolsuzluklar, nüfuz suiistimalleri yapılırdı, ama bunları yapanlar bir marifet yapmış gibi sırıtarak ortalıkta dolaşmaz, 'Var mı bana yan bakan' demezdi. (Belki de bir istisna, Süleyman Demirel'in "Verdiysem verdim, n'olmuş yani?" meydan okumasıydı).
AKP'li belediyeler fakir vatandaşa hediye paketi dağıtma yarışında. Yaz ortasında kışlık kömür, deterjan, makarna... Allah ne verdiyse.
Naylon fatura düzenlemekten sanık bir Maliye Bakanı seçim bölgesine yatırım yapmak için nüfuzunu kullandığını açıkça söylüyor. Gizlisi saklısı yok. Hatta yaptığı kurnazlıkla övünüyor!
'Oğlumun düğününde verilen takıları ödünç alıp sermaye yaptım' diyecek durumda olan Erdoğan'ın oğlu şimdi gemi alıyor, kendisi binlerce dolarlık saatle dolaşıyor... Mitinge giderken devlet olanaklarından yararlanmak için yapay törenler düzenleniyor... Parasız pulsuz bir parti olsa anlayacağım, ama çuvalla parası olan bir kuruluş AKP. Gene de devlet malına tamah ediyorlar. Gizli kapaklı değil açıkça...
Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı OKS sınavını yüzüne gözüne bulaştırıyor (acele kadrolaşmanın bir sonucu olabilir), puanlar yanlış hesaplanıyor ve bakan garip açıklamalar yapıyor: "Puanların hepsinin yeniden hesaplamasına gerek yok! Zaten puanlamalar sıralamayı etkilemez!"
Aman Allahım! Bu milletin aptal olduğuna inanmışlar bir kere! Bütün icraatları bu varsayıma dayalı. Bunu da hiç gizlemiyorlar.
Son günlerin en çarpıcı itiraflarından birisini Devlet Bakanı Ali Babacan yaptı: "Türkiye geçen yıl 32 milyar dolar cari açık verdi... Bu çarkı döndürebilmemiz için mutlaka güven unsuruna ihtiyacımız var.
Türkiye bu cari açığı güven ve istikrarla finanse ediyor. (Yani AKP'ye duyulan güven olmazsa bunalım çıkar, demeye getiriyor!) Şimdi güven unsurunu çektiğimizde cari açığın finansmanı mümkün değildir. Ne getirip yatırımı Türkiye'ye koyarlar, ne de Türkiye'nin uzun vadeli kaynakla erişimi söz konusu olur. Bu kadar büyük cari açığın finanse edilememesi durumunda ortaya çıkacak tablo 200 kilometre süratle giden bir aracın duvara çarpmasına benzer!"
Hani ekonomi o kadar güçlüydü ki top atılsa bir şey olmazdı? Bizzat Ali Babacan söylüyor, gizlisi saklısı yok, durum o kadar kritik ki, maazallah duvara çarpmıştan beter olabiliriz.
Nedir çıkış yolu?
Güven ve istikrar! Onun da yolu oylarımızı AKP'ye vermek olmalı!
Ali Babacan'a göre ekonomiyi o hale getirmişler ki, ancak AKP iktidara gelirse işler yürüyecek, yoksa tufan!
Böyle şey olur mu demeyin. AKP'nin devri iktidarında her şeye alıştık işte.