AB'nin alternatifi dincilik midir?

Şimdi içinde 'AB' olmayan bir yazı yazmak olacak şey değil. Kafamız, kalbimiz, midemiz, her şeyimiz 'AB'ye ayarlı'.

Şimdi içinde 'AB' olmayan bir yazı yazmak olacak şey değil. Kafamız, kalbimiz, midemiz, her şeyimiz 'AB'ye ayarlı'.
Anlamakta zorlandığım şey, (Allah göstermesin) 'Türkiye, AB'den müzakere tarihi alamaz ve kapıdan geri çevrilirse dinci eğilimlere yönelir' önermesidir.
Neden?
Türkiye laik düzeni benimserken AB mi vardı? AB'nin gönlü hoş olsun diye mi laikliği benimsedik? Şimdi AB ile tam üyelik ilişkisini kuramazsa dinci bir siyasal yapıya döneceğini ileri sürmek, Türk siyasal sisteminin yüzeysel, gelip geçici bir hevesten ibaret olduğunu söylemek anlamına gelir ki, bunu kabul etmek mümkün değildir.
AB üyeliği olmazsa, Türkiye'nin AB ile olan ticari, kültürel, siyasal bağları elbette devam edecektir. Fakat, Türkiye büyük bir ülke, potansiyelleri ve seçenekleri çok olan bir ülke. AB bizi kabul etmedi diye oturup kendisini dağıtacak hali yok. Bir zamanlar İsmet İnönü Amerika'ya kızdığı bir sırada, "Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye o dünyada yerini alır," demişti. AB bize kapıyı gösterirse bu kadar radikal çıkışlara gerek bile kalmadan Türkiye başka seçeneklere yönelecektir.
Eski dünyanın göbeğinde, çok stratejik bir konumumuz var. Arap ülkeleri, İran ve Pakistan gibi Arap olmayan Müslüman ülkeler, Kafkas ülkeleri, Rusya ve BDT ülkeleri, Doğu Akdeniz havzası... Türkiye, bir taraftan AB ile olan ilişkilerini geliştirirken, diğer taraftan büyük gelişme potansiyeli taşıyan bu dünyayı birbirine bağlayan bir konumdadır.
AB'nin reddetmesi halinde, şok kısa zamanda atlatılacak ve dünyadaki diğer seçenekler gözden geçirilmeye başlanacaktır. AB üyeliğinin yerini tam olarak doldurmasa bile, yeni arayışlar gündeme gelecektir. Fakat, hangi ihtimal gerçekleşirse gerçekleşsin, Türkiye'nin dinciliğe dönmesi, yumuşak veya sert İslamcı bir akımı benimsemesi, dinci eğilim çerçevesine bir dış siyaset izlemesi olacak şey değildir.
Türkiye, mevcut siyasal rejimini Avrupalıların hatırı için veya Avrupalılara şirin gözükmek için benimsemedi. Kendisine uygun olan bir siyasal yapılanmayı benimsedi ve yüzyıla yakın bir zamandır sürdürdü. 'AB'ye uyum yasalarının' kolayca ve alkışlar içinde kabul edilmesi de, oluşturduğumuz siyasal yapılanmanın sırf gösterişten ibaret olmadığını kanıtlıyor olmalı. Şimdi ne AB'ye kızdığımız için, ne de başka bir nedenle bu yapıyı ve anlayışı değiştirmemiz söz konusu olabilir.
'Bizi AB'ye almazlarsa dinci tehlike kapımızı çalar' sözü birkaç açıdan son derece tehlikeli ve yanlıştır. Birincisi, Türkiye'yi AB'ye kızdığı için rejimini değiştirecek kadar zayıf ve kırılgan gösterdiği için yanlıştır.
İkincisi, bu sözler bir şantaj havası taşıdığı ve gerçekçi olmadığı için doğru ve ahlaki değildir.
Üçüncüsü, ülkemizde gerçekten dinciliğe yönelmek isteyenlerin bundan sonra
izleyeceği din temelli siyasetin bahanesini oluşturabileceği için yanlıştır.
Ben şahsen AB'nin bize makul koşullarla, makul bir müzakere tarihi vereceğini düşünüyorum. Şu ana kadar işleyen sürecin doğal sonucu bu olmalı. Ama şu veya bu şekilde istediğimiz sonucu alamazsak ulusça intihar etmemizi gerektirecek kadar acıklı bir durumda olmayacağız.
Biz eski bir ulusuz. Bunun gibi neler gördük, geçirdik. Bunu da aşarız, deyip yolumuza devam edeceğiz.