Acaba gençler kıskanılıyor mu?

Gençleri eleştirmeye meraklıyız. Eleştiri dağarcığımızda neler yok ki. Okumuyorlar. Okusalar da ciddi okumuyorlar.

Gençleri eleştirmeye pek meraklıyız.
Neler yok ki eleştiri dağarcığımızda...
Gençler okumuyor... Okusa da ciddi şeyler okumuyor... Ciddi şeyler okusa da anlamıyor...
İşleri güçleri bilgisayar başında pineklemek... Televizyon izlemek... İnternette 'çet'leşmek... Telefonda gevezelik etmek...
Politikayla ilgilenmiyorlar... İlgilenseler de yüzeysel bir ilgidir bu... Ne dünya sorunları, ne de ülke sorunları konusunda bilgileri var...
Derin ve sürekli ilişki kuramıyorlar. İlişkileri yüzeysel, geçici ve çoğu kez maddi çıkara dayanan türden oluyor.
Gerçekten bu eleştiriler ne kadar haklıdır, durup düşünmek lazım.
Her şeyden önce şimdinin gençleri ile ana babaları arasındaki farkın, şimdiye kadar hiçbir kuşakta görülmedik kadar derin ve sarsıcı olduğunu görmemiz gerek. Son 20-25 yılda Türkiye'de oldukça güçlü bir orta sınıf oluştu ve bu sınıfla birlikte yaşam biçimi değişti. Otomobili olan, yazları tatile giden, çocuklarını özel okullara gönderen, eve bilgisayar ve internet hizmeti alabilen, bütün aile fertlerinin cep telefonu taşıdığı, eski kuşaklara göre daha liberal ilişkilerin olduğu aileler var artık. Köklü bir biçimde değişen ailenin sosyoekonomik yapısının yeni kuşaklar üzerinde derin farklılıklar yaratması son derece doğaldır.
İkinci bir değişken, teknolojideki devrimci değişikliklerdir. Günlük yaşamımızı dramatik bir biçimde değiştiren cep telefonu ve internet son on yılda yaygınlaştı. Buna uydu yayınlarını da ekleyebilirsiniz. Sınıf yapısındaki sosyal değişiklikle birlikte ortaya çıkan bu teknolojik yenilikler, yalnız yaşam kalitemizi etkilemedi, aynı zamanda hayat anlayışlarımızı, dünyayı algılayışımızı, beklentilerimizi de değiştirdi.
Bir önceki kuşaktan çok farklı olan yeni bir insan modeli oluşmaya başladı.
Gençlere yöneltilen eleştiriler gelince... 'Gençler okumuyor!'
savı ne kadar doğru bilemem. Okuyanı da var, okumayanı da... Görsel kültür ağır bastığı için daha az okuyor olabilirler. Fakat önemli olan fark şurada ki, gençlerin bilgiye ulaşma kanalları değişti. Birkaç dakikada internetle istedikleri bilgiye ulaşma olanakları var! Gerçi disiplinli okumanın vereceği sistematik düşünme yeteneğini geliştirmede biraz zorlanıyor olabilirler ama bunun kolay ve hazır bir çözümü yok.
Gençlerin 'maddiyatçı', 'bireyci' olduğu, politikayla, ülke ve dünya sorunlarıyla pek ilgilenmedikleri eleştirisine gelince...
12 Eylül'ün ve aşırı liberal politikaların bir mirası değil midir bu sonuç? Üniversite örencilerinin siyasal partilere üye olmasını bile yasaklamadık mı bir ara? Aileler 'Aman yavrum, politika tehlikelidir, etliye sütlüye karışma' diye yetiştirmedi mi çocuklarını? 'Köşeyi dönmek' bir ideal olarak sunulmadı mı? Ne bekliyorduk ki? Bir önceki kuşağın yarattığı bunca olumsuzluğa karşın gençlerin nasıl olup da hâlâ bu kadar politikayla ilgilendiklerine şaşmalı asıl.
Çocuklar eskiden 14 yaşına kadar oyuncakla oynarken, şimdi yedi yaşında oyuncağı bırakıp bilgisayara yöneliyormuş!
Yepyeni bir dünyanın çocukları onlar. Kim bilir, belki de biraz kıskandığımız için bu kadar çok eleştiriyoruz, olmaz mı?