Ah şu ateistler!

Şahsen tanıdığım bir şeyh vardı. Bir gün müritleriyle birlikte atlara binmiş giderken koca bir ırmağın kıyısına geldi dayandı. Yağmurla kabaran nehir köprüyü alıp götürmüştü. Müritler şeyhten bir mucize bekliyordu.

Şahsen tanıdığım bir şeyh vardı. Bir gün müritleriyle birlikte atlara binmiş giderken koca bir ırmağın kıyısına geldi dayandı. Yağmurla kabaran nehir köprüyü alıp götürmüştü. Müritler şeyhten bir mucize bekliyordu.
Şeyh, "Siz hiç merak etmeyin" dedi, "şimdi öyle bir dua edeceğim ki, atlarınızın ayağı suya değmeden karşı kıyıya geçeceksiniz!"
Eh, şeyh dediğinden de bu beklenirdi doğrusu. Şeyh duasını etti, 'Bismillah!' deyip müritleriyle birlikte atını sulara doğru sürdü.
Ve atlar sulara gömüldü.
Şeyh hışımla geri döndü, "Dönün" dedi, "içinizden biri kalbini bozdu!"
Bu olay aynıyla vakidir!
Aklıma Melih Gökçek'in yağmur duası nedeniyle geldi. Önce şunu söyleyeyim ki, dua etmeye bir itirazım yok. Düşen bir uçakta kimse ateist değildir!
Ama senelerce başkentin belediye başkanlığını yap, 'Aman dikkat, susuzluk tehlikesi var' diyen raporları göz ardı et, başın sıkışınca da 'Haydi çocuklar duaya' de! Bu işe Mehmet Akif de bir şiirinde pek kızıp, 'Allah sizin hizmetkârınız mı?' diye isyan etmişti!
Gökçek, 'Yağmur duasına inancı tam olanlar gelsin' diyordu. Duada bir kişinin kalbini bozması işi sakatlayabilirdi. Onun için inancı tam olmayanları istemiyordu sanırım.
Ama bu durum duaya katılanları da biraz zor durumda bırakmadı mı? Yağmur yağsaydı inançlarının gücünü kanıtlamış olacaklardı. Yağmayınca ne denecek? Şeyhin müritlerine söylediğine benzer bir mazerete sığınmaktan başka çare kalmıyor galiba!
Melih Gökçek duadan sonra parmağıyla suçluları göstermekte gecikmedi: "Dua deyince ateistlerin (yani tanrıtanımazların) tüyleri diken dikken oluyor" dedi.
Ateistler olmasa Ankara'ya şakır şakır yağmur yağacak, ortalığı seller götürecekti! Ama o hınzır ateistler yok mu? Hitler Almanyası'ndaki Yahudiler gibi her şeyi bozan onlardı!
Köydeki şeyhle başkentteki belediye başkanının düşüncelerindeki benzerlik şaşırtıcı mı?
AKP'nin yönetim modeli olmalı bu.
'Atatürkçülüğe' yöneltilen klasik bir eleştiridir: "Pozitivist anlayışta çok ileri gitti" denir, "her şeyi aklın ve bilimin rehberliğine bağladı.
Falı bile yasakladı! Oysa Türkiye'de herkes birbirinin falına bakar durur!"
Pozitivizme yöneltilen bu tür eleştiriler Batı dünyası için geçerli olabilir. Bilim, rasyonalizm, bürokratizm o dünyada kaldırabileceğinden çok daha ağır bir yükün altına girmiştir belki de.
Ama insaf ile söyleyin, belediye başkanlarının beceriksizlikleri nedeniyle Amerika'da veya Almanya'da başkentin suları günlerce kesilse ve çare olarak belediye başkanları yağmur duasına çıkmayı önerse ve duaya rağmen yağmur yağmayınca ateistleri suçlasa... Ne olurdu?
Postmodernistlere özeneceğiz diye ülkemizin koşullarını göz ardı etmenin âlemi var mı?