'AK'

Adam tımarhanenin önünde durmuş, pencereden dışarıyı izleyen akıl hastasına sormuş: "İçerde kaç kişisiniz?"

Adam tımarhanenin önünde durmuş, pencereden dışarıyı izleyen akıl hastasına sormuş: "İçerde kaç kişisiniz?"
"Yüz kişiyiz" demiş akıl hastası, "ya siz dışarıda kaç kişisiniz?"
Cezaevleri fazla kalabalık olunca kader kurbanı affı çıkmıştı. Ama hapishaneler gene tıka basa dolmuş. Üç katlı ranzalar, yere yatak sermeler, uyumak için sıra beklemeler... Nasıl olmasın ki asayiş suçlarındaki artış yüzde 61. Aftan önce 60 bin kişi içerideydi, şimdiki sayı 77 bin!
Eğer suçluluk oranındaki bu artış sürecek olursa matematiksel bir gerçek olarak içeridekilerin sayısının bir gün dışarıdakilerin sayısını geçmesi kaçınılmaz olacaktır. O zaman ne olacak? İçeridekiler dışarı çıkıp, dışarıdakileri içeri mi tıkacaklar? Şimdilik gerçi yüzde 10'umuz sabıkalı. Bu oranın bu gidişle yüzde 50'yi geçmemesi için bir neden var mı?
Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, "Suç artışı ekonomiyle değil, ahlakla ilgili" dedi. Olabilir tabii.
Ama biri de kalkıp 'Ekonomi de ahlakla ilgilidir' derse ne olacak?
Bu ülkenin okullarında senelerdir (zorunlu olarak) 'Din ve Ahlak Bilgisi Dersi' okutmadık mı? Çocuklara Arapça dualar ezberletmedik mi? Nasihatler etmedik mi? Şimdi iktidarda olan AKP, Erbakan Hoca'nın rahleyi tedrisinden geçmedi mi? Hani 'manevi kalkınma' kuramının savunucusu olan Erbakan Hoca?
AKP, ahlaki değerlere verdiği önemi vurgulamak için kendisine 'AK' Parti dedi. Buna karşın, 'AK' Parti'nin içinden de pek çok yolsuzluk yapan çıktı ve 'AK' Parti seçimler sırasında verdiği bir sözü tutmadı, dokunulmazlıkları kaldırmadı ve bunun için çeşitli bahaneler buldu "Canım efendim, adamlar iktidara geleli şunun şurasında kaç sene oldu, her şeyin hesabını 'AK' Parti'den mi soracaksınız?" demeyin lütfen. Beş yıldır iktidardalar ve suçlulukta rekor artış yaşanıyor. Daha kaç sene suçluluk oranında yüzde 60 artışa dayanabiliriz? İçeridekilerin çoğunluğa ulaşması ve dışarıdakileri içeri tıkması pek de uzun bir zaman almayabilir.
Küresel ısınma kadar ciddi bir 'sosyal ısınma' ile karşı karşıyayız. Büyük kentler yaşanmaz hale geliyor. 'Magandaları', 'kapkaççıları' ve 'töreyi' suçlamakla iş bitmiyor. Buna karşı ne yapacağız?
Ne partilerimizin adını 'AK' yapmak, ne de okullarda çocuklara anlamadıkları bir dilden dualar ezberletmek bu sorunu çözmüyor. Polis sayısını artırmak da işlenen suçlardaki artışı durduramaz. Belki yakalanan suçlu sayısını artırır, o kadar.
'AK' Parti iktidar olduğundan beri bu konuda hiçbir ciddi çaba göstermedi, plan, proje yapmadı. 'AK' imajına dayanarak durumu idare etmeye çalıştı. Orada da deniz bitmişe benziyor.
AKP'nin bu konudaki zaafını kavramış olmalı ki, Mehmet Ağar sık sık asayiş sorununu gündeme getiriyor. "İktidara geldikten iki hafta sonra sokakları vatandaşa geri vereceğim" diyor.
Gerçi bu mucizeyi nasıl gerçekleştireceğini söylemiyor. Meslek sırrı olmalı!
Asayiş sorunu, yaklaşan seçimlerin ve önümüzdeki yılların en önemli konularından birisi olacağa benziyor.