AKP liderliği

Hiç bu kadar şaşkın bir iktidar görmedim. Meclis'te üçte iki çoğunlukları var, ama attıkları her adım falso. Bir taraftan cumhurbaşkanını halk seçsin diyorlar, bir taraftan da Meclis'te seçtirmek için çabalıyorlardı.

Hiç bu kadar şaşkın bir iktidar görmedim. Meclis'te üçte iki çoğunlukları var, ama attıkları her adım falso. Bir taraftan cumhurbaşkanını halk seçsin diyorlar, bir taraftan da Meclis'te seçtirmek için çabalıyorlardı. Seçime birkaç ay kala Anayasa değişikliği yapmaya kalktılar. Senelerdir akılları neredeydi, diye sorgulamaz mı insanlar?
Başbakan Erdoğan (hakkını yemeyelim) iyi nutuk atıyor. Elini göbeğinin üzerine koyup "Benn Başbakan olaraak" dediği zaman "Bravo" diyor dinleyiciler, "gerçekten imam-hatip mezunu!"
Ama liderlik sadece iyi hitabet değildir elbette. Liderliğin asıl marifeti, doğru ve uygulanabilir kararlar almak, geleceği tahmin edebilmektir. 'Cumhurbaşkanlığı seçiminde uzlaşın' çağrılarını duymazlıktan gelerek kendi adayını dayatma girişiminin ulaşacağı sonucu tahmin etmesi, hamasi nutuklar atmasından daha önemli bir liderlik niteliği değil midir?
Sadece Erdoğan değil ki, AKP'nin diğer liderleri de evlere şenlik. Örneğin Bülent Arınç! Her sözüyle Rihter ölçeğine göre sekiz şiddetinde deprem yaratma potansiyeli olan bir lider. Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce derin izler bırakacak açıklamasını yapıverdi: "Dindar bir cumhurbaşkanı seçeceğiz!" Bunun 'mefhumu muhalifinden' ne çıkar? "Şimdiye kadar seçilen cumhurbaşkanları dini inancı olmayan veya zayıf olan kişilerdi" demek olmuyor mu?
Meclis Başkanı böyle mi konuşmalı, böyle mi düşünmeli?
Sayın Arınç rahat duracak bir insan değil. Kaynayan bir düdüklü tencere gibi, ağzını açtığı anda kesif ve tiz bir uyarı düdüğü çalmaya başlıyor. Geçen gün de laik düşüncede olanlara laf atıyordu: 'Şimdi laikler diyecek ki...'
'Laikler' yani 'onlar.' Hani Meclis Başkanı ve milletvekili olarak siz laiktiniz ve laikliği koruyacağınıza yemin etmiştiniz? Yoksa yalan yere mi yemin ettiniz sayın Arınç? Yalan yere yemin günah değil midir? Hiç yakıştıramadım!
Şimdi Arınç diyecek ki, "Ben laikliğe inanmıyorum, en azından bizdeki uygulanış biçimine. Zaten demedim mi 'laikliği yeniden tanımlayalım' diye? Laiklik bence din ve vicdan özgürlüğüdür, o kadar!"
Olabilir tabii. Herkes istediğine inanmakta özgürdür. Fakat o zaman Meclis kürsüsüne çıkıp laik Cumhuriyet'i koruma yemini etmenizde bir yanlışlık yok mudur?
Gelelim diğer lidere, sayın Abdullah Gül'e. Sayın Gül, Dışişleri Bakanı olmanın verdiği bir ivmeyle midir bilmiyorum, önemli açıklamalarını yabancı basına yapıyor. Geçen gün de Newsweek dergisine açıklamada bulunmuş, "Türkiye'ye şeriatın gelmesi mümkün değil" diyor ve ekliyor, "biz İslami bir parti değiliz. Din bireysel bir kavramdır." Ve bombayı patlatıyor: "Ayrıca ben İslami partileri sevmem!"
Bunları okuyunca çok üzüldüm. Demek sevmeye sevmeye senelerce dinci partilerde, hem de bu partilerin en tepesinde yer almış! Allah ecir versin, sevmeden katlanılacak şey değil doğrusu. O halde neden katlandı ki?
Gül'ün açıklamasını Erdoğan'ın bazı açıklamalarıyla birleştirince insan ister istemez soruyor: Bu seçimde AKP'de bir iç hesaplaşmaya doğru mu gidilecek? Göreceğiz!