Ali bey

Ali bey çocuk-luk arkadaşım. Senelerdir görüşmedik. Geçenlerde telefon etti: &quot;Sesini özledim,&quot; diye.</br>İlk kez telefonda konuştuk.

Ali bey çocuk-luk arkadaşım. Senelerdir görüşmedik. Geçenlerde telefon etti: "Sesini özledim," diye.
İlk kez telefonda konuştuk.
Batıl inançlarım vardır benim. Böyle nedensiz bir telefon gelince huylandım doğrusu: Ölecek miyim acaba?
Henüz ölmedim. Fakat Ali beyin çocukluğuna gitti aklım.
Ne çocuktu ama! Haşarı, disiplinsiz, herkese kan kusturan bir çocuk. Kafası kızınca evi taşa tutardı. Kimse de fazla üzerine gidemezdi: Çünkü o Ali 'bey'di!
Halamın oğluydu. Herkes ona 'Ali bey' derdi. Ben, ağabeyleri, ablaları, annesi, babası, oyun arkadaşlarımız, amcaları, teyzeleri, halaları, hatta büyükannemiz... Herkesin 'Ali bey'iydi. Halamı sık sık ziyarete gelen köylüler de 'Ali bey' derdi. Görünüşe göre Ali beyin yaptığı veya yapacağı hiçbir yaramazlık, haylazlık, disiplinsizlik onun 'bey'liğine bir zarar getiremezdi. 0nun 'bey'liği sanki ilahi bir güç tarafından kutsanmış, vaftiz edilmiş, çıkmayacak bir dövmeyle alnına kazınmıştı.
Ve ben çocuk aklımla onun adının gerçekten de 'bey' olduğunu düşünürdüm.
Birlikte çobanlık eder, akşama kadar dağlarda davar, koyun otlatırdık.
Büyüdükçe gerçek durumu anlamaya başladım. Halamın ilk kocası oraların derebeyiymiş: Hacı Ali bey (veya Haceli bey). Haceli bey öldükten sonra halam ikinci evliliğini yapmış. İkinci eşi, halamın ilk kocasına olan saygısını göstermek için oğluna 'Ali' adını koymuş! Ve Haceli beyin adı olduğu için, herkes Ali'nin yaşı ve başı ne olursa olsun, bu çocuğa 'bey' dermiş.
Öykünün sonrası bilindik şey: Haceli beyin ölümünden sonra tarlalarını köylüler işgal etti, işgal edilmeyenler satıldı ve beylik günleri sona erdi.
Ali'nin annesinin ilk eşinden geçen beylik saltanatı da böylece sona ermiş olmalı. Fakat şimdi kendi bileğinin hakkıyla Ali bey oluyor. Son gördüğümde bahçede çalışmaktan geliyordu. Muz, portakal, sera, işçiler, sulama, ilaçlama, ısıtma... Yorulmuş, beli tutulmuş.
Eh yaş da altmışı buldu artık.
Ali beyin oğlu geldi geçenlerde, sohbet ettik.
İlk kez gördüğüm bir delikanlı. Üniversiteyi bitirmiş, hayatına bir yön vermeye çalışıyor. Babasının beylik öyküsünü anlattım. İnanamadı. Belli ki babası bundan hiç söz etmemiş.
Bu öyküde Türkiye'nin geçirdiği değişimin de çizgileri gizlidir sanıyorum. Babadan, dededen geçen unvanlar, soyluluk işaretleri, toplumsal statüler artık işlemiyor. Yeni toplum yapısında edineceğimiz yer, çabamıza, başarımıza, topluma yapacağımız katkıya bağlı oluyor. En azından şimdinin geçerli sayılan normları bu yönde.
Ve bireyler olarak, hiç farkına varmadan, bu değişime ayak uydurmak için çırpınıp duruyoruz. Bazen nereden geldiğini bilmediğimiz darbeler yiyoruz, kızıyoruz, ama toplumsal değişme hükmünü icra ediyor.
Ve toplumsal demokratikleşmenin nasıl bir dinamik içerdiğini de gene bu öyküde görebiliriz. Günümüzde küçük bir çocuğun 'bey' diye çağrılması pek olacak iş değil...