Alışkanlık

Sorunlarımızı çözmenin ilk koşulu, onları 'sorun' olarak tanımlamaktır. Onlardan rahatsız olmaktır. Onlara alışmamaktır.

Sorunlarımızı çözmenin ilk koşulu, onları 'sorun' olarak tanımlamaktır. Onlardan rahatsız olmaktır. Onlara alışmamaktır.
Şortla asker denetleyecek kadar sıra dışı bir insan olan Özal, Cumhurbaşkanı seçilince gönlümüzü ferahlatmak için, "Hiç merak etmeyin" demişti, "alışırsınız, alışırsınız!" Alışmıştık nitekim. Dostoyevski miydi, "İnsan alışan hayvandır" diyen?
Nelere alışmadık ki!
Şöyle bir çetelesini çıkaralım isterseniz.
Düğünlerde, asker uğurlamalarında, maç kutlamalarında havaya ateş açarken masum insanları öldüren magandalara alışmadık mı? Alıştık.
Sokak ortasında kadınların çantalarını kapıp kaçanlara alışmadık mı?
Güpegündüz kadınları kaçırıp sırayla ve sabırla tecavüz kuyruğunda bekleyenlere alışmadık mı?
Açlığa, işsizliğe, sefalete alışmadık mı?
Fakirliğin haber değeri kaldı mı?
Başbakanımızın Kasımpaşalı edasıyla attığı nutuklara alışmadık mı?
Kocaların karılarını, annelerin çocuklarını, öğretmenlerin öğrencilerini dövmesine alışmadık mı?
Yolsuzluklara, dokunulmazlık zırhı arkasında saklananlara alışmadık mı?
İktidarın kadrolaşmasına, vücut dilinden anlayan kendi adamlarını bürokrasiye yerleştirmesine alışmadık mı?
Kendi kızını, kardeşini kıtır kıtır kesen töre katillerine alışmadık mı?
Talkımı ele verip, salkımı kendi yutan tarikat şeyhlerine alışmadık mı?
Şiddetin okullarda can almasına alışmadık mı?
Bakımevlerinde, yurtlarda çocuklara tecavüz edilmesine alışmadık mı?
Bakan eşlerinin bir tornadan çıkmış gibi, tesettür defilesi yapar gibi giyinmelerine alışmadık mı?
Uysa da, uymasa da her makama bir imam atanmasına alışmadık mı?
Alıştık. Hepsine alıştık, alışıyoruz, daha da alışacağız.
Medyanın bir görevi de bu tür sorunlara alışılmasını önlemek olmalı. Fakat ne yazık ki tam tersini görüyoruz, bu tür olaylar basında çok fazla yinelenince alışkanlıkların da kapısı açılmış oluyor.
Ve belki de en kötüsü, alışmayı alışkanlık haline getiriyoruz. En kötü, olmayacak, kabul edilemeyecek şeyler bile kısa zamanda sıradan birer olaya dönüşüyor. İlginç ve çarpıcı olmaktan çıkıyor.
Her şey büyük bir hızla eskiyor.
Öyle olunca sorunları çözme iradesi, isteği ve gücü kalmıyor. Sorunlar, normal yaşamın bir parçası gibi gözükmeye başlıyor. Onları dipsiz bir kuyuya atar gibi, alışkanlıklarımızın tavan arasına gönderiyoruz. Orada tozlanıyorlar.
Şimdi sıra gelecek cumhurbaşkanına alışmakta. Hiç merak etmeyin, bu gidişle ona da alışırız.