Alıştığımız dünyanın sonu

İki büyük devrim yaşıyoruz: Biyokimyada genetik mühendisliği, fizikte kuantum. Fizikten de, kimyadan da anlamam. Fakat bu alanlardaki gelişmeleri hayretle ve şaşkınlıkla izlememek elde değil!

İki büyük devrim yaşıyoruz: Biyokimyada genetik mühendisliği, fizikte kuantum. Fizikten de, kimyadan da anlamam. Fakat bu alanlardaki gelişmeleri hayretle ve şaşkınlıkla izlememek elde değil!
Kuantum fiziği atomaltı parçacıkların incelendiği bir alan. Son yıllarda bu alanda yapılan çalışmalar şaşırtıcı sonuçlar veriyor. Evrene bakışımızı kökünden değiştirecek önermelerle karşılaşıyoruz. Öyle ki, 'Ben fizikten anlamam' diye görmezlikten gelinebilecek sonuçlar değil bunlar.
Sağdan soldan okuduklarımdan aklımda kalan bazı kuantum fiziği bulgularını veya varsayımlarını sıralayayım isterseniz.
Bildiğiniz gibi dört boyutlu bir dünyada yaşıyoruz. En, boy, yükseklik
ve zaman. Kuantum fizikçilerine göre evrende 11 boyut varmış! Daha 'zaman' kavramının 'boyut' olarak ne anlama geldiğini kavrayamadan yeni boyutlarla nasıl baş edeceğiz, bilmiyorum.
Olayın çarpıcı niteliğini göstermek için şöyle düşünebiliriz: Sadece iki boyutun bulunduğu ve zamanın olmadığı bir dünyada yaşayanlara üçüncü boyutu ve zamanı nasıl anlatabilirdik? İki boyutlu dünyanın insanları ne kadar 'Olmaz öyle şey' diyecekse şimdi biz de benzer bir şaşkınlık içindeyiz.
Bitmedi. Kuantum fizikçilerine göre bir cisim aynı anda birden fazla
yerde bulunabiliyor. Hayır, iki veya üç değil, tam 3 bin yerde bulunabiliyor!
Evreni sağduyularımızla algılamanın getirdiği sınırlamaları düşünmemiz gerekiyor.
Daha çarpıcı iddiaları var kuantumcuların. En şaşırtıcı önermelerden birisi, insan düşüncesiyle maddelerin etkilenebileceği, biçimlenebileceği önermesidir. Japonya'da yapılan bir araştırmada, iyi ya da kötü sözlere muhatap olan su moleküllerinin, söylenenlere paralel olarak, güzel veya çirkin biçimler aldığı görüldü. İnsanın düşüncesiyle evrenler yaratacağını, paralel evrenler olabileceğini ileri sürenler bile var.
Teolojik bakımdan da önem taşıyan bir iddiaya göre ise tüm evren bir tek varlıktır! Tek bir zihindir. 'Panteizmi' ve 'vahdet-i vücut' doktrinini doğrulayan bu görüşe göre 'başkasının zihnini okumak' anlamında 'telepati' yoktur. Çünkü insan zihni zaten ortaklaşa bir zihnin parçasıdır. Evrende olup bitenleri bilmektedir!
İlginç buluşlardan birisi, bilim adamları tarafından gözlenen elektronların, gözlenmeyen elektronlardan farklı davrandıklarıdır. Elektronlar sanki gözlendiklerini biliyormuş gibi hareket ediyorlar!
Bir atomaltı parçacığını ikiye ayırıp evrenin iki ucuna yerleştirsek, iddiaya göre, bu iki parçacık sanki ayrılmamışlar gibi, aynı hareketleri yapacaktır. Çünkü evreni oluşturan mesafe görünüşten ibarettir.
Ve tabii zaman izafidir, zaman içinde seyahat mümkündür.
Bunları söyleyenler rastgele kişiler olsa güler geçersiniz. Ama karşımızdakiler dünyanın en saygın bilim adamlarıdır.
Kuantum fiziğinin düşündürdüğü birkaç nokta önemli. Birincisi, evrenin 'birliği' fikri ki bizi Doğu felsefesinin binlerce yıl önce söylediği düşüncelere geri götürmektedir.
İkincisi, geleneksel 'materyalist' düşünceye karşı, 'idealizmin' destek bulduğu bir evreni betimlemektedir. Ki kimse fizikten böyle bir sonuç beklemezdi, Ters köşeden gol yemek gibi bir şey oldu bu.
Üçüncüsü, bilimsel çalışmalarda 'sağduyunun' ne kadar yetersiz kaldığı gözler önüne serilmektedir.
Peki, bu önermeler ne ölçüde geçerlidir?
Bilmiyorum. Fakat bir tekinin bile geçerli olması yeteri kadar düzen bozucu değil midir? Alıştığımız dünyaya elveda demenin zamanı gelmiş olmalı.