Allah korusun!

Abdüllatif Şener'in 'Hepimiz Aleviyiz, ben de Aleviyim' sözleri oy avcılığı olarak nitelendi, tepki gördü. Ben Şener'in sözlerinin içtenlikle söylendiğine inanıyorum.

Abdüllatif Şener'in 'Hepimiz Aleviyiz, ben de Aleviyim' sözleri oy avcılığı olarak nitelendi, tepki gördü. Ben Şener'in sözlerinin içtenlikle söylendiğine inanıyorum. Yanlış anımsamıyorsam Alman sosyal demokratlarının lideri Willy Brandt da bir seferinde 'Ben Yahudiyim' demişti. Ne Şener gerçekten Alevi'dir ne de Brandt Yahudi. Ama haksızlığa uğrayan insanları desteklediklerini göstermek için 'jest' yapıyorlardı.
Fakat Alevilerin haksızlığa uğradıkları inancının silinmesi için jestten daha fazlasına gereksinme var sanırım. 'Zorunlu' din derslerinin kaldırılması bunlardan birisidir. Anayasa'da yer alsa da laiklik ilkesine ters düşen bir uygulamadır zorunlu din dersleri. Nitekim yargı da Alevi çocukların din dersi almaya zorlanamayacağına karar verdi.
Din derslerini düzenleyen yeni ilköğretim müfredatı da Aleviliği bağımsız bir konu olarak ele almıyor. Ele alsa bile böylesine tartışmalı inanç konularının ilköğretim düzeyinde çocuklara ders olarak verilmesi ne kadar doğrudur, tartışılabilir. Bu konularda çocuklara zaman tanımak lazım. Henüz eleştirel düşünce yeteneği gelişmemiş çocuklara birtakım dogmaların belletilmesi yarardan çok zarar getirebilir.
'Din' elbette önemli bir konudur ve okulda ele alınmalıdır. Fakat, ilköğretim düzeyinde değil, 'felsefe', 'sosyoloji', 'tarih' gibi derslerin bir parçası olarak lisede, tercihen lise sonda, akademik bir anlayışla ele alınmalıdır.
Ve din dersleri hiçbir zaman laikliğin bir alternatifi gibi görülmemelidir. İslam ülkelerinde siyasallaşmış din anlayışı hâlâ çok ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir.
Hemen güneyimizde, Irak'ta, Şiilerle Sünniler dini inanç farklılığı nedeniyle birbirini boğazlıyor.
İran'da İslam Cumhuriyeti'nin lideri, kayıp imamın bugünlerde çıkıp geleceğine ve dünyaya nizam vereceğine inanıyor.
Arabistan'da kadınların kamu yaşamına girmesi hâlâ çok zor ve şeriat yasaları uygulanıyor.
Sudan'da şeriat uygulanıyor. Nijerya'nın kuzey eyaletlerinde şeriat uygulanıyor.
Somali'de dincilerle laikler arasında kanlı bir savaş devam ediyor. Son olarak Etiyopya ve ABD de bu savaşa katıldı.
Afganistan dinci Taliban'ın elinden alındı, ama laik güçlerin durumu tam olarak denetlediklerini söylemek şimdilik güç.
Pakistan'da hâlâ şeriata dayalı hukuk anlayışının sürdüğü alanlar var. 'Zinada dört erkek tanık gerekir' hükmü henüz kaldırıldı.
Bizde Hizbullah'ın mezar evleri, Maraş ve Sivas katliamları, aydın cinayetleri, sinagog bombalamaları henüz tarih olmadı.
Amerika hâlâ 11 Eylül çılgınlığın izlerini taşıyor.
Böyle bir dünyada 'din eğitimi ve laiklik' konuları elbette önem taşır ve özenle düzenlenmelidir.
ABD'nin hedeflediği gibi 'İslam ülkelerinde demokratikleşme' sağlanacaksa, ilk adımın laikleşme olacağı ortada. Dine dayalı demokrasi, Irak'taki gibi bir şey olur.
Allah korusun!