Allah taraflara akıl ihsan eylesin!

İran'ın yaptığı iş hiç de akıllıca gözükmüyor! Galiba gerçekten Mehdi'nin geleceğine, Amerikan kovboy filmlerindeki kahramanın yaptığı gibi, iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandıracağına inanıyorlar.

İran'ın yaptığı iş hiç de akıllıca gözükmüyor! Galiba gerçekten Mehdi'nin geleceğine, Amerikan kovboy filmlerindeki kahramanın yaptığı gibi, iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandıracağına inanıyorlar. En azından Cumhurbaşkanı Ahmedinecad böyle inanıyor.
'ABD ve İsrail, İran'a saldırmak için fırsat kolluyor' fısıldaşmalarına hiç aldırmadan 15 İngiliz askerini kaçırmaları ve rehin tutmaya devam etmeleri başka nasıl açıklanabilir.
Kısacası, belaya davetiye çıkarıyorlar.
AB, İngiliz askerlerinin kaçırılmasını eleştirdi ve bırakılmalarını istedi. ABD Başkanı Bush da 'Tutsakları hemen serbest bırakın!'
diye biraz da kışkırtma kokan bir ifadeyle İran'a adeta ültimatom verdi.
İran'da hâlâ aklı selim doğrultusunda bir hareket yok. 'Mehdi gelecek ve işleri yoluna koyacak, bu arada yaşananlar pek de önemli değil' diye mi düşünüyorlar? Korkarım öyle!
Amerika İran'ı vurur mu? Bu biraz da 'Erdoğan aday olacak mı' türünden bir soru. Yanıtını kesin olarak vermek zor. Ama benim kanıma göre ABD'nin İran'ı vurması akıllıca olmasa da oldukça güçlü bir olasılık. ('Koskoca Amerika aptallık eder mi' demeyin. Irak'ta yaptıkları akılla bağdaşıyor mu?) Ama ABD'nin İran' işgal etmeye kalkacak kadar aptallık edeceğini pek sanmıyorum.
Neden derseniz, ilk olarak, İran, Irak'tan tam dört misli daha geniş bir ülke. Nüfus bakımından ise Irak'ın iki buçuk katı daha kalabalık. Ekonomik büyüklük bakımdan Irak'ın 10 katına ulaşıyor. Belki bütün bunlardan daha önemlisi, 'Irak' gerçek anlamda tarihi geçmişi olan bir 'ulus-devlet' değildi. Şu anda yaşananlar bunu gösteriyor: 'Iraklı olma' kimliği çerçevesinde toplanan bir ulus göremiyoruz. Şiilerin, Sünnilerin birbirini öldürdüğü, Kürtlerin de olan biteni seyirci locasından izlediği yapay bir devlet Irak. Belli ki Irak'ı bir arada tutan şey, Saddam'ın diktatörlüğü imiş. Diktatörlük gitti, kavga başladı!
İran ise gerçek bir ulus-devlet. Binlerce yıl bağımsız yaşamış, hiçbir zaman gerçek anlamda sömürge olmamış, kendi ortaklaşa kültürünü yaratmış, kimliğini geliştirmiş bir ulus-devlet. Türkçe konuşan İranlı Azriler bile (ki İranlıların dörtte biridir) kendilerini İranlı kimliğiyle tanımlar. Nüfusun geri kalan dörtte biri de Farisi kökenli değildir, Gilaki, Kürt, Arap, Lur, Baloçi kökenlidir. Ama kendilerini 'İranlı' kimliği ile tanımlarlar.
ABD salt teknolojik üstünlüğüne dayanarak bu ülkeyi işgal etmeye kalkarsa çok yanılır, başını sert bir kayaya çarpar. Irak'ta karşılaşmadığı türden bir direnişle karşılaşacağını kestirmemek hiç de zor değil.
ABD'nin yapacağı şey, İran'ı havadan bombalayarak askeri ve ekonomik (bu arada nükleer) tesislerini yok etmek olacaktır. Böylece düşmana kayıplar verdirilse bile bir savaş 'kazanılmış' olmaz. Belki ABD ve İsrail zaman kazanmış olur. Ama zaferle birlikte kindar ve kararlı bir düşman da kazanmış olacaklardır.
Bütün İran, ne zaman patlayacağı belli olmayan bir intihar komandosuna dönüşebilir.