Anayasa mühendisliği

Fransa, devrimci geleneğin bir sonucu olmalı, sık sık Anayasa değişikliği yapar dururdu. Şu anda 'Beşinci Cumhuriyet'i' idrak ediyorlar. Allah devamından esirgesin!

Fransa, devrimci geleneğin bir sonucu olmalı, sık sık Anayasa değişikliği yapar dururdu. Şu anda 'Beşinci Cumhuriyet'i' idrak ediyorlar. Allah devamından esirgesin!
İngilizler de kolay kolay kurumlarını değiştirmezler, ama kurumların işleyişini sürekli olarak yenilerler. Bir İngiliz diplomatın, Fransız politikacıya şöyle dediği rivayet olunur: "Siz durmadan devlet binasının dış yüzünü değiştiriyorsunuz, içerisi eskisi gibi kalıyor. Biz ise dış yüzüne dokunmuyoruz, ama içerisini sürekli olarak değiştiriyoruz!"
'Muhafazakâr' olduğu söylenen AKP, Anayasa'yı değiştirmek için kolları sıvadı. Hem de Zafer Üskül'ün 'Atatürkçülüğe fazla yer vermeyelim' önerisiyle birlikte!
Biz de Fransızlar gibi durmadan yıkıp yeniden yapmaya pek meraklıyız. Elbette zamanla toplumlar değişiyor, buna bağlı olarak yasaların ve Anayasa'nın değişmesi gerekir. Fakat, bunu yaparken Fransızlar gibi her fırsatta yeni bir anayasa ile ortaya çıkmak mı doğrudur, yoksa yürürlükteki yasaları ve kurumları düzelterek ilerlemek mi?
Ben, ikinci yolu seçenlerdenim: Ne aksıyorsa onu düzeltmek, toptan değişimden çok daha pratiktir ve uygulanabilir sonuçlar verir diye düşünüyorum.
İki nedenle. Birincisi, toplum, son derece karmaşık ve etmenleri belirsiz bir yapıdır. Çok genel bir değişikliğin yol açabileceği sonuçların tümünü önceden kestiremezsiniz. Genel bir değişimde, olumlu sonuçlar kadar olumsuz sonuçlarla karşılaşma olasılığı artar. Değişim genel olduğu oranda, geri dönüşün ve düzeltmenin maliyeti de yüksek olacaktır.
İkincisi, demokrasinin iyi işlemesi kurumlara bağlıdır. Kurumların iyi işlemesi ve yerleşmesi ise zamana bağlıdır. İkide bir kurumları hedef alan değişiklikler yaparsanız, siyasal yaşamın kurumlaşmasına engel olursunuz. Bitmeyen bir kaos ortamının doğmasına yol açarsınız. İktidar, Anayasa'nın bazı maddelerinin değiştirilmesini isteyebilir. Nitekim geçmişte (muhalefetin desteğini de alarak) değiştirdi de. Ama Fransızvari bir girişimle tüm Anayasa'yı değiştirmesine gerek var mı? Hiç sanmıyorum!
Belki bir yanılgımız 'anayasa mühendisliği'nden çok fazla şey beklememizdir. Huyumuzdur: Siyasal sorunlara yasal çözümler arar dururuz! 'Meşrutiyet'ten beri' bu böyle. Oysa yasal etkinliğin bir sınırı vardır. O sınırı da 'siyasal kültür' belirler. Siz istediğiniz kadar özgürlükçü yasalar çıkarın, o yasa metinlerini uygulayacak olan bürokratlar, polisler, avukatlar, jandarmalar, yargıçlar.. otoriter bir dünya görüşüyle yetişmişse, fazla bir ilerleme sağlayamazsınız!
Bütün bunları, 'Aman sakın ola Anayasa'nın kılına dokunulmaya' demek için söylemiyorum. Bu Anayasa'nın değiştirilmesi gereken çok maddesi var. Bunların değiştirilmesinde elbette yarar vardır. Fakat bütün Anayasa'yı değiştirmenin yarardan çok zarar getirmesinden korkarım.
Anayasalar kuru metinlerdir. Onlara can veren şey, siyasal kültürdür. Özgürlükler, insan hakları, sorumluluk, görev duygusu, ulusçuluk.. dendiği zaman ne anlıyoruz? Ulusa örnek olması gereken büyüklerimiz ne anlıyor?
Bunları pek tartışmıyoruz. Haklarında dizi dizi soruşturma dosyası olan kişiler vekil seçiliyor, bakan oluyor ve yerinden oynamıyorsa, hatta oylarını artırıyorsa, halk indinde muteber kişiler oluyorsa... Salt yasalarla varacağınız yer sınırlıdır derim!