Arı kovanına çomak

Senelerdir aynı şeyi dinledik. Bir slogana dönüşmüştü. Ezberledik. 'Başörtüsüne özgürlük' dendi. 'Üniversitede kılık kıyafet yasaklanamaz.'

Senelerdir aynı şeyi dinledik. Bir slogana dönüşmüştü. Ezberledik. 'Başörtüsüne özgürlük' dendi. 'Üniversitede kılık kıyafet yasaklanamaz.'
O kadar çok yinelendi ki, kılık kıyafet özgürlüğü hiç sorunsuz işleyecekmiş gibi gözükür oldu.
Taa ki iş ciddiye bininceye kadar.
AKP, yeni bir anayasa yapacak çoğunluğu sağlayıp ilk taslak metin ortaya çıkıp tartışılmaya başlayınca işin rengi değişiverdi. Akademisyenlerin hazırladığı ilk taslakta 'Üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir' diyor ama bu ne anlama gelir? Bu anayasa hükmünden yararlanarak sarıklı, fesli, çarşaflı, cüppeli, mayolu, bikinili öğrenciler okulun kapısına dayanırsa ne olacak?
Çözüm olarak, 'Okula çarşafla, sarıkla, cüppeyle.. gelinmez...' türü bir madde benimsensin önerisi var. İlk bakışta akla yakın gelse de bu önerinin de sakat yanları var sanırım. Birincisi bir ilke sorunudur. Senelerce 'Okulda kılık kıyafet yasaklanmaz' diyenlerin, şimdi 'Sarık yasaklansın, çarşaf yasaklansın...' diye ortaya çıkmalarına bir tuhaflık yok mudur dersiniz? Üstelik bir giysiyi özgürleştirmek için belki 10 giysinin yasaklanması gibi tuhaf bir matematik sorunu da işin cabası!
İkincisi, böyle 'tadadi' (adını sayarak) giysi yasaklamak yöntem olarak da pek akıllıca olamayabilir. Yarın Budist veya papaz kılığıyla üniversitenin kapısına dayananlara ne diyeceğiz? Veya yeni bir dinin izleyicileri de anayasal haklarını kullanmak isterse?
İşin daha da çarpıcı bir yanı, adını sayarak yasaklayalım dediğimiz serpuşların hemen hepsinin tarihimizde yeri vardır, ama serbest bırakalım diye tozu dumana kattığımız türbanın geleneklerimizde hiçbir yeri bulunamamaktadır! Ve mabetlerin dışında dini giysilerin giyilmesi zaten yasaktır. Ama 'giysi özgürlüğü' getiren yeni anayasa dini giysilerin üniversitelerde serbest bırakılmasına da yol açar mı. Bu da ayrı bir endişe kaynağı olmalı.
Geçenlerde Neşe Düzel'le röportaj yapan Tarhan Erdem "Türban serbest bırakılırsa iki yıl içinde bütün üniversite öğrencileri türban takmaya zorlanacaktır" diyordu. Toplumbilimci Şerif Mardin de kendisiyle görüşen gazeteciye, "Türkiye, Malezya olmaz diyemem" diyordu.
Bunlar ciddiye alınması gereken kişilerdir. Çaldıkları alarm zillerine kulak vermeli.
Gerçekten iki yıl içinde bütün üniversite öğrencisi kızlar türban takmak zorunda kalacak mıdır? Bunu bilmek zor. Daha önceleri zaman zaman türbanın serbest bırakıldığı dönemler oldu, ama türban takan kızların sayısı artmadı. Fakat o farklı bir dönemdi. Şimdi iktidarda AKP var. Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın eşleri türbanlı. Başbakan ve Cumhurbaşkanı geçmişlerinde laikliğe aykırı tutum takınmış kişiler. Şimdi türbanın serbest bırakılması Tarhan Erdem beyin öngördüğü sonuçların doğmasına yol açabilir!
Fakat, iki yıl içinde her kız öğrenci türban takmaya başlamasa bile, kılık kıyafet serbestisi, türban takanlarla takmayanlar arasında bir kutuplaşmanın, zıtlaşmanın doğmasına ve uzun zamandır görmediğimiz öğrenci olaylarının yeniden hortlamasına neden olabilir!
AKP iktidarının arı kovanına çomak sokuyor olmasından korkarım.