Asıl sorun

Mübarek nisan ayı da geldi işte! Heyecanla beklediğimiz cumhurbaşkanı adayını Erdoğan açıklayacak! O kadar cumhurtoto oynandı ki, herkes sıkılmaya başladı. Bir açıklama iyi olacak.

Mübarek nisan ayı da geldi işte! Heyecanla beklediğimiz cumhurbaşkanı adayını Erdoğan açıklayacak! O kadar cumhurtoto oynandı ki, herkes sıkılmaya başladı. Bir açıklama iyi olacak.
Herkesin dikkati sayın Erdoğan'ın üzerinde: Aday olacak mı, olmayacak mı? Bana sorarsanız olacak. İnce taktik ve stratejik hesaplardan dolayı değil, tarihe 11'inci Cumhurbaşkanı olarak geçmek için ve güç gösterisinden hoşlandığı için cumhurbaşkanlığını isteyecek.
Ama 'Erdoğan olmamalı' diyenlerin baskısı fazlalaşırsa bu niyetini değiştirebilir veya erteleyebilir.
'Erdoğan Köşk'e çıkarsa AKP dağılır' diyenlerin öngörüsüne de katılmıyorum. Demirel'den sonra DYP'nin, Özal'dan sonra ANAP'ın içine düştüğü duruma bakarak bu sonuca ulaşıyorlar, ama AKP'nin kaderi aynı olmayabilir. DYP'de ve ANAP'ta yaşananlar, Demirel'i ve Özal'ı izleyen genel başkanların liderlik yeteneklerinin sınırlı olmasıyla ilgiliydi. AKP'nin başına lider olarak Abdullah Gül geçerse ve başarılı bir liderlik örneği verirse, AKP bütünlüğünü koruyabilir.
Öte yandan herkes o kadar Erdoğan'ın adına odaklandı ki, sanki Erdoğan dışında kim olursa olsun sorun çıkmaz gibi bir hava esmeye başladı. Sorun Erdoğan'ın aday olmamasıyla bitmiyor. Köşk'e çıkacak insanın, laik, demokratik ve siyasette yansız bir kişi olması gerekiyor. Bu kıstaslara uymadığı takdirde kim cumhurbaşkanı olursa olsun, sorun çıkacaktır.
Yanlış anlaşılmak istemem, 'Sorun çıkacaktır' derken 'Asker müdahale eder' demek istemiyorum. AKP, milletvekili seçiminden başarıyla çıkıp parlamentoyu denetim altına alırsa, cumhurbaşkanlığını da kendi tekeline alırsa, aşırı güç yoğunluğu nedeniyle tamiri zor hatalar yapabilir diye korkarım.
Bu aşırı güç yoğunlaşmasına bir de AKP bünyesinde var olduğu bilinen laiklik karşıtı unsurların 'Tamam, gün bugündür' diye harekete geçmesini ekleyin! Öyle sıkıntılar ve istikrarsızlıklar yaşayabiliriz ki, askeri müdahaleden daha beter olabilir!
Daha birkaç gün önce anamuhalefet partisi liderine 'Sen de kim oluyorsun!' diye posta koyan Erdoğan'ın demokrasi havariliğine hiç mi hiç güvenmiyorum. Gücü yettiği anda muhalefeti susturacak bir anlayışa sahip olduğunu düşünüyorum.
Yıllarca laikliğe karşı olduğunu ilan eden, laikliğe aykırı konuşmalar yaptığı için hakkında dava açılan ve mahkûm olan Erdoğan'ın laiklik havariliğine de güvenmiyorum. 'Günü gelecek Cumhuriyet yönetimi dini esaslara dayanacaktır' anlamına gelen sözler söyleyen ve bu görüşünü değiştirmeyen bir Başbakanlık Müsteşarı'nı o konuma getiren ve orada tutan bir kişi değil midir Erdoğan? Dünyada bunun başka bir örneği var mıdır, hiç sanmıyorum: Sivil bürokrasinin en üst kademesinde oturan kişi alenen ve resmen yürürlükteki rejime karşı olduğunu söylüyor. Ve bu yetmiyormuş gibi onu atayan kişi devletin en üst kademesine göz dikiyor!
Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde böyle şey olmaz, görülmemiştir!
Evet, demokrasi bir uzlaşmalar rejimidir. Yalnız cumhurbaşkanı üzerinde değil, rejimin temel nitelikleri üzerinde de belli başlı güç odaklarının samimi uzlaşması ve oydaşlığı olmadan demokrasi mümkün değildir.
İçinden geçtiğimiz sürecin en önemli yanı, böyle bir uzlaşmayı ve oydaşlığı sağlayacak olgunluğa ulaşıp ulaşamadığımızın görülecek olmasıdır. Gerisi ayrıntı.