Aşiret reisi kimdir?

Canımızı sıkan bir şey olunca basarız kalayı: "Ne o, burası koskoca Türkiye Cumhuriyeti, aşiret değil!"

Canımızı sıkan bir şey olunca basarız kalayı: "Ne o, burası koskoca Türkiye Cumhuriyeti, aşiret değil!"
Sırası gelince Barzani'ye, Talabani'ye veryansın ederiz, "Onlar mı, kim oluyor onlar! Aşiret reisleri. Bizim muhatabımız olamazlar!"
'Aşiret'i ve 'aşiret reisi' sözcüklerini bir çeşit hakaret veya aşağılama niyetine kullanırız.
İyi de bizim liderlerin aşiret reisi gibi davrandıkları durumlar olmuyor mu? Buna yanıt vermek için 'aşiret' ve 'aşiret reisi' ne anlama geliyor, ona bakmakta yarar var.
Bu sözcüklerle denilmek istenen, belirli evrensel kurallara bağlı olmadan hareket etmektir.
'Aşiret'in tersi, 'çağdaş'tır. Rasyonalizmde, kapitalizmde, Weberci bürokrasi modelinde ifadesini bulan çağdaş bir davranış biçimidir 'modern' olan. 'Modern' anlayışta kurallar yazılıdır, evrenseldir, kan bağına veya dost ahbap hatırına kurallar çiğnenmez. 'Feodal' davranış biçiminde ise sürekli bir çifte standart vardır. 'Bizden' olanla 'bizden olmayana' farklı kurallar uygulanır.
Şimdi durup AKP yönetimiyle birlikte egemen olan davranış biçimine bakalım: Ne ölçüde 'modern', ne ölçüde 'feodal' bir tutumla karşı karşıyayız dersiniz?
Son günlerde basında yer alan Suudi Kralı Abdullah'ın Türkiye'yi ziyaretinde protokol kuralları altüst edildi. Cumhurbaşkanı Gül, Kral'ı havaalanında karşıladı, otelinde ziyaret etti.
Böyle bir şey ilk kez oluyordu.
"Sayın Gül, neden böyle bir şey yaptınız?"
"Dostluktan. Sayın Kral'la ahbaplığım iyidir!"
En tepede oturan Cumhurbaşkanı, kuralları dostları için farklı, dostu olmayanlar için farklı uygularsa, biraz 'aşiret reisi' gibi davranmış olmaz mı?
Fakat AKP iktidarının kuralları eğip bükmesi salt bu olayla sınırlı değil ki. Açılan ihaleler, yapılan atamalar eşleri başörtülü olanların bürokrasinin üst kademelerine atanması, partizanca atamaların yapılması, uzmanlığın pek önemsenmemesi, parti örgütünden atama önerilerinin doğrudan bakanlara faksla iletilir olması... Bütün bunlar içinde bulunduğumuz aşiret düzenini göstermez mi?
Başbakan'ın çocuklarına özel şirketlerin burs vermesi aşiret düzeninin bir yansıması değil midir?
Seçilecek cumhurbaşkanı adayının tek seçici tarafından belirlenmesi aşiret reisliğinin bizde de geçerli olduğunu göstermez mi?
Genel seçimlerde milletvekili adaylarının parti genel başkanları tarafından belirlenmesine ne diyeceksiniz?
Haksızlık etmemek lazım: Yönetimin üst kademelerine aşiret havasını getirenler sadece AKP'liler olmadı. 'Verdimse verdim, ne olmuş yani!' diyerek keyfi icraatını savunan, işadamı yeğeni için yabancı ülke liderlerine tavsiye mektubu yazabilen Süleyman Demirel de aşiret reisliğinde önemli aşamalar kaydetmiştir.
İyi de, üst makamlarda bulunup da aşiret reisi gibi davranmayan kimse olmadı mı?
Oldu tabii. Ahmet Necdet Sezer gibi oturduğu makamın ağırlığının farkında olan, kurallara ve yasalara uygun hareket etmeyi ilke edinen, yeğenleriyle, çocuklarının düğünleriyle toplumu meşgul etmeyen (Sezer'in çocuklarının, yeğenlerinin, işadamı arkadaşlarının kim olduğunu bilen var mı?), Cumhurbaşkanı olarak aldığı hediyelerin hepsinin kayıtlarını tutup Çankaya'da bırakan bir kişiydi Sezer.
Onun için de bir türlü sevemediler.
Aşiret reisi gibi davransa ne kadar sevilirdi bir bilseniz!