Başkan Erdoğan?

Çok açıkgözler, ama üç satırlık bir referandum metnini yazamadılar. Önce '11'inci cumhurbaşkanı mı, 12'nci mi oylanacak' tartışması yaşandı, şimdi de 'Gül'ün süresi beş yıl mı, yedi yıl mı' konusu gündemde.

Çok açıkgözler, ama üç satırlık bir referandum metnini yazamadılar. Önce '11'inci cumhurbaşkanı mı, 12'nci mi oylanacak' tartışması yaşandı, şimdi de 'Gül'ün süresi beş yıl mı, yedi yıl mı' konusu gündemde.
Oysa referanduma sunulan metinde bu sorunun açıkça belirtilmesi gerekirdi. En azından yapılan son değişiklikte bu konu açıklığa kavuşturulabilirdi. Olmadı.
Gül'ün cumhurbaşkanlığı eskiden olduğu gibi yedi yıl mıdır, yoksa yeni kabul edilen Anayasa hükmünde öngörüldüğü gibi beş yıl mı?
Hukuki açıdan her ikisini savunmak için de görüş geliştirilebilir sanırım. Gerçi daha zaman var, ama alın size nur topu gibi bir tartışma konusu daha!
Referandum, sadece hukuki açıdan değil, siyasal açıdan da tam bir garabetti! AKP, 'Cumhurbaşkanının yetkileri çok fazla, parlamenter sistemin mantığına uymuyor, bu yetkileri kısacağız' diye iktidara geldi. Haksız da sayılmazlardı. Cumhurbaşkanı, parlamenter sistemde pek görülmeyen yetkilerle donatılmıştı. Üstelik bu yetkileri kullanış biçimi hukuki veya siyasi bir denetime de tabi değildi!
AKP, cumhurbaşkanının yetkilerini kısma yerine seçim biçimini değiştirdi. Bundan sonra halkoyuyla seçilecek cumhurbaşkanına şimdiki yetkiler az bile gelecektir!
AKP ne yapmak istiyor? Bu değişiklikleri yapmalarına ve referandumda ısrar etmelerine bakılacak olursa, bundan sonra cumhurbaşkanını doğrudan halka seçtirmenin ne anlama geldiğini elbette çok iyi biliyorlar.
Bu durum, başkanlık veya yarı başkanlık sistemine doğru atılmış bir adımdır. Erdoğan, her zaman yaptığı gibi 'salam taktiği' ile bu işi götürüyor. Tükiye için 'başkanlık sistemi' çok radikal bir adım olabilir, o kadar aşırıya kaçmak istemeyebilirler. Fakat, Fransa'daki modeli andıran bir 'yarı başkanlık' sistemini düşündüklerini sanıyorum.
Bir gün gelecek, gözümüzü açıp bir bakacağız ki yarı başkanlık sistemine geçmişiz!
Hiç tartışmadan, önünü arkasını irdelemeden!
İşte size gerçekten 'ikinci cumhuriyet' o zaman başlayacak.
'Başkan' kim olacak dersiniz? Bilmeyecek ne var: Tabii ki Erdoğan!
Bu referandumun en sakat yanlarından birisi, bir taraftan Anayasa'yı tümüyle değiştirmeye hazırlanan AKP yönetiminin, cumhurbaşkanlığı seçimi gibi en temel konulardan birini genel anayasa taslağını beklemeden halkoyuna sunması olmuştur. Bunun anlamı şudur: Anayasa'nın geri kalan metinleri, bu referandum esas alınarak yazılacaktır!
Bu referandum, bundan sonra yapılacak değişikliklerin ve düzenlemelerin kilidini oluşturacaktır.
AKP, "Cumhurbaşkanının yetkileri çok fazla, kısıtlamalıyız" derken bir ilkeye değil, uygulamaya itiraz ediyordu. Nitekim Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olduktan ve Sezer'in onaylamadığı atamaları bir çırpıda onayladıktan sonra AKP'den kimse kalkıp da "Gül'ün yetkileri çok fazla, kısıtlasak iyi olur" demedi!
Bu referandumda beni dehşete düşüren şey katılımın azlığı veya 'evet'lerle 'hayır'ların nasıl yorumlanacağı sorunsalı değildi. Asıl çarpıcı olan şey, insanların neyi oyladıklarını bilmemeleri ve öğrenmeye gayret de etmemeleriydi!
Referandumlar, çoğu kez çıkmaz sokaklarda biten, demokrasiyi göstermelik kılan girişimler olmuştur. Bu yola çok sık başvurmamakta yarar var derim!