Ben neymişim meğerse

İki gün önceki yazımda Taliban'ın Afganistan'da ABD'ye ve NATO güçlerine karşı kazandığı askeri başarıları öven ve sevinçle karşılayan Vakit </br>gazetesini eleştirmiştim. Dün Vakit'te benim eleştirime bir yanıt çıktı.

İki gün önceki yazımda Taliban'ın Afganistan'da ABD'ye ve NATO güçlerine karşı kazandığı askeri başarıları öven ve sevinçle karşılayan Vakit
gazetesini eleştirmiştim. Dün Vakit'te benim eleştirime bir yanıt çıktı. Bakalım ne demişler:
"Üniversitelerdeki başörtüsü yasağına destek veren, hatta yasağın kamusal alan safsatasıyla sokağa da yayılmak istenmesini 'Her rejim kendisini savunmak zorundadır' mugalatası ile hoş karşılayan Türker Alkan, Taliban'ın Afganistan'daki uygulamalarını eleştiriyor. Taliban da getirdiği uygulamalarla kendi rejimini savunmuş olmuyor mu beyim!.."
Bunu okuyunca kendi kendime şaşırdım ve 'Sen neymişsin be abi' demeden edemedim. Demek ben üniversitelerdeki başörtüsü yasağını savunduğum yetmiyormuş gibi, bu yasağın sokağa da yaygınlaşmasını istemişim!
Lütfedip hangi yazımda bunu savunmuşum deyiverseler de ben de öğrensem! Ben senelerdir üniversitede öğrencilere uygulanan başörtsü (türban) yasağına karşı çıktım. Bütün yazılarımda ve konuşmalarımda, öğrencilerin hizmet alan kişi statüsünde olduğunu, siyasal veya dini simge taşıyabileceklerini söyledim. Yalnız üniversitelerde değil, TBMM'de de kadınların türban takmasının yasaklanmaması gerektiğini yazdım.
Ama kamu görevlisi olan öğretmen, yargıç, polis, subay.. gibi kişilerin kamu adına yetki kullandıkları için dini veya siyasal simgelerle kamusal alanda bulunmalarının doğru olmayacağını yazdım. Ve bu kıstas benim uydurmam değildir, demokratik ülkelerin hemen hepsinde kamu görevlileri için benzer uygulamalar vardır.
Bu söylediklerimden iki sonuca varmak istiyorum. Birincisi, nereden ve nasıl olup da üniversitede ve sokakta türban yasağını desteklediğim sonucuna varmışlar, anlamadım. Bu yaptıkları olsa olsa mugalatadır ve gıybettir!
İkincisi, 'Kamu görevlileri, kamusal alanlarda dini ve siyasal simge kullanamazlar' önermesi ile, Afganistan'da kadınları ezen ve mantık sınırlarını zorlayan (yüzünü göstermeme, tek başına evden çıkamama, okuma yazma öğretilmeme, sakız çiğneyememe, topuklu ayakkabı giyememe, topuğunu gösterememe, sakal tıraşı olamama gibi şeyler) uygulamaları aynı kefeye koymak insafla bağdaşır mı?
İki gün önceki yazımda şunları sormuştum: Taliban'ın Afganistan'daki uygulamalarını böyle canla başla savunan Vakit gazetesi, aynı şeylerin bizde de uygulanmasını istiyor mu?
Şu anda NATO'da görevli Türk askerleri nedeniyle Taliban'la resmen savaş halindeyiz. Türk askerleri ile Taliban savaşır ve biz savaşı kaybedersek Vakit gazetesi şimdi olduğu gibi memnuniyet duyacak mıdır?
Vakit'te çıkan yazıda birinci sorunun yanıtı yok, fakat ikinci
soruya açık ve net bir yanıt verilmiş: "Vakit'le ilgili soruna gelince,
oradan da şehit cenazeleri gelmesin diye biz Türk askerinin Afganistan'a gitmesini taa en başından istememiştik, hatırladın mı?"
Hatırladım ama pek anlayamadım. "Günah bizden gitti, T.C.'nin yenilgisi bizi ilgilendirmez" mi diyorlar? Hayır, yanlış anlamış olmalıyım. Kimsenin öyle bir şey diyeceğine ihtimal veremem.