Bir günün öyküsü

Her vatandaşın başına gelebilecek türden bir şeylerdi dün başıma gelenler. Sabah sakin sakin işime gidiyordum. Birden arabanın sol tarafında bir gümbürtü koptu. Kocaman bir kamyon sol yanımı yalayıp geçti.

Her vatandaşın başına gelebilecek türden bir şeylerdi dün başıma gelenler. Sabah sakin sakin işime gidiyordum. Birden arabanın sol tarafında bir gümbürtü koptu. Kocaman bir kamyon sol yanımı yalayıp geçti. Dikiz aynası paramparça oldu ve çarpan şoför hızla uzaklaşmaya koyuldu.
Ben de peşine düştüm, sonunda kamyon şoförü pes etti ve durdu. Kamyondan iner inmez ithama başladı: "Telefon kullanıyordun!" Hayatımda yapmadığım bir şeydir araba sürerken telefon kullanmak. "Yanılıyorsun" dedim. Kardeşime telefon ettim, "Polisi arar mısın?"
Aradı. Birkaç saat içinde gelir demişler. Bir saatten fazla bekledik, sonunda polis geldi.
Bekleme sırasında kamyon şoförü ile ahbaplığı ilerlettik, hemşeri çıktık.
Polis ne iş yaptığımı sordu, gazetede yazdığımı işitince hemen yazı ısmarlamaya girişti: "Mustafa bey (benim bir adım da Mustafa'dır), polislerin maaşları pek düşük, geçinemiyoruz. İki çocuk okutuyorum, halimiz perişan! Bir yazıverseniz!"
"Hayır!" diyecek halim yok ya, "Tamam" dedim, "Yazarım." Nitekim yazıyorum işte!
Bunu işiten kamyon şoförü de isteklerini iletti: "Mustafa abi, bizim de durumumuz perişan ki sorma gitsin! 43 yaşındayım, 25 yılımı doldurdum, ama emekli olamıyorum! Beni de yaz!"
"Olur tabii" dedim, "seni de yazarım!" Ve yazdım işte.
Polis, "Siz kaza mahallini terk etmişsiniz" dedi, "o nedenle trafik raporu tutamam!"
"E n'apacağız?"
"Karakola gideceksiniz!"
Yolunu sora sora öğrendik, kardeşim, ben ve bir de şoför yarım saatte karakola gittik. Şoför bir hoşsohbet ki, sormayın gitsin. Mesleğinin zorluklarını anlatıyor, çocuklarını anlatıyor, durmadan konuşuyor.
Karakolun danışmasında görevli polis, "Tamam" dedi, "bakarız, ama sıranızı bekleyin." Dışarı çıkıp sıra bekleyeceğiz, ama bizden başka kimse olmadığı için bahçedeki banklara oturup bir buçuk saat sohbet ettik. Sonunda tekrar danışmadaki polise gittik, "Tamam" dedi, "anlatın bakalım olay nasıl geçti?"
Anlattık, polis kafasını salladı: "İkinize de ceza kesmem gerekiyor!"
"Ne için?"
"Kaza mahallini terk ettiğiniz için 280 YTL ceza!"
Kamyon şoförü civanmertlik etti: "Hata bendeydi" dedi.
"Fark etmez" dedi memur, "ikinize de ceza kesmeliyim!" Polis raporu olmadan sigortadan yararlanmak da zorlaşıyor. Ama polisin ceza
tehdidi karşısında karakoldan canımızı dışarı zor attık. Kardeşimle birlikte kamyon şoförünü kamyonunun yanına götürdük. Şoför ağlamaya başladı, "Çok özür dilerim, gününüzü berbat ettim." Gözünden yaşlar pıtır pıtır dökülüyordu.
Arabanın servisine gittim, "Polis raporu olmadan sigortanın para ödemesi pek zor" dediler.
Akşamüzeri yorgun ve bozguna uğramış biçimde eve geldim. Geç de olsa yazımı yetiştirtmek üzere bilgisayarın başına oturdum. Yazı tam
bitmişti ki ne olduysa hepsi silindi. Bu okuduğunuz ikinci kez yazdığımdır.
Biliyorum, her vatandaşın başına gelir böyle şeyler. Yalnız bazen biraz fazla mı kaçıyor diye düşünmeden edemedim.