Bir pazar günü

Sakin ve güneşli bir pazar günüydü. "Kızılay?a en rahat gidiş yolu metrodur," diye düşündüm.

Sakin ve güneşli bir pazar günüydü. “Kızılay’a en rahat gidiş yolu metrodur,” diye düşündüm.
Trafik derdi yok, yol boyunca kitap okuyunca zaman kaybı da yok.
İstasyonda ellerinde flamalar, sırtlarında parlak renkli gömlekler olan genç adamlar var. Heyecanlarından belli ki maça gidiyorlar. Konuşmalarından ve renklerden hangi takımı tuttuklarını tam olarak anlayamadım. Ama Ankaragücü olmalı diye düşündüm. Futbolsever gençler vagonun ucundaki boşlukta toplandılar. Kitabımı açıp okumaya başladım. Futbolseverler 10-15 kişi vardı. Kafa kafaya verdiler, önce pes perdeden bir şeyler mırıldandılar.
Sonra sesleri yükselmeye başladı. Bir taraftan da çaktırmadan tutsak aldıkları zoraki dinleyici kitlesine bakıyorlardı. Halkımız hiçbir şey olmamış gibi oturuyor, tavana bakıyor, esniyor, kitabını, gazetesini okuyor.
Futbolsever gençlere güven geliyor, seslerini perde perde yükseltiyorlar. Susanların tepesine darbe indirir gibi, Sonra birden vites değiştirip müstehcen yayına başladılar. Açık saçık, yüz kızartıcı şeyleri, futbolla ne ilişkisi olduğunu belirtmeden haykırmaya başladılar. Belli ki asıl dertleri futbol değil, bastırılmış, çıkış yolu bulamamış cinsellikleri ve kendilerini yetiştirmiş olan kuşakların otoritesiydi. Müstehcenlikle otoriteye ‘Hayır!’ demek istiyor gibiydiler.
Vagon dolusu insan bütün bunları düşündü mü, bilmiyorum. Fakat hiçbir şey olmamış gibi
önlerine bakıp durdular. Korktukları için mi, ilgisizlikten mi, belli değil.
Kitap okumayı bıraktım, sabırla gürültünün bitmesini bekledim. Bitmedi. Genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle birileri ‘Yeter artık’ der mi diye bekledim, ses çıkmadı. Dişlerimi sıktım, bir noktaya kadar. Sonunda dayanamadım, “Gençler, rahatsız
ediyorsunuz, yeter, bırakın artık” dedim.
Birden sesleri kesildi. Üst rütbede gözüken biri yaverine sordu: “Kimdi o konuşan?”
“Benim” dedim, “rahatsız ettiniz, lütfen bırakın!”
Birbirleriyle bakıştılar, acele bir karar verip uygulamaya koydular. Çok daha yüksek bir
sesle, çok daha galiz bir küfürnameyle karşılık vermeye başladılar.
Bir kadın ayağa fırladı, “Ben de rahatsız oluyorum” dedi, “hemen kesmezseniz imdat
düğmesine basacağım!”
Susmadılar, devam ettiler, kadın da imdat düğmesine bastı, ‘biiip biiip’ diye bir ses çıktı. Tren istasyonda durdu, kapılar açıldı, futbolsever gençler kaçtı gitti.
Arkalarında pek çok soru bırakarak.
Şiddetli bir ağlama duygusu hissettim.