Bir siyasal araç olarak türban

Son günlerde Abdullah Gül'ün hiç de göründüğü gibi olmadığını düşünmeye başladım. O halim selim, mütebessim, sakin, görmüş geçirmiş, hoşgörülü, anlayışlı dış görünüşün altında...

Son günlerde Abdullah Gül'ün hiç de göründüğü gibi olmadığını düşünmeye başladım. O halim selim, mütebessim, sakin, görmüş geçirmiş, hoşgörülü, anlayışlı dış görünüşün altında başka bir kişilik mi yatıyor acaba diye kendi kendime sormaya başladım. İlk başta nezaketen, haydi ayıp olmasın diye kabul ediyormuş gibi yaptığı cumhurbaşkanlığı adaylığına şimdi sıkı sıkıya sarılışının arkasında çelik gibi bir irade ve derin bir siyasal hırs seziliyor.
'Hâlâ aday mısınız' sorusuna hiç sektirmeden, 'Elbette' diyor, 'adayım!'
Hakkıdır tabii, olsun. Ama 'Durumu yeni doğacak olan seçim sonrası ortama göre yeniden değerlendirip adaylık konusunda karar vereceğim' demek aklına bile gelmiyor. Siyasette varılabilecek en yüce makamın cazibesinden kurtulmak mümkün değil herhalde.
Gül'ün derindeki kişiliği hakkında ipucu veren bir diğer ifade, Ertuğrul Özkök'le yaptığı konuşmada söylediği sözlerdi. 'Cumhurbaşkanı seçilirsem türbanı modernize etme konusunda girişimlerim olacaktı!' anlamına gelen sözler söyledi. Bu sözler elbete rastgele söylenmiş şeyler değildi. Hesaplanmış sözlerdi. En büyük hesap da hâlâ cumhurbaşkanı adayı olan Gül'ün bir tür seçim vaadi olarak değerlendirilmelidir. 'Ben seçilirsem, eşimin türban takması nedeniyle sıkıntı çıkmaz, tam tersine türban bunalımının çözülmesini sağlayacak bazı pratik adımlar atabilirim' demeye getiriyordu.
Yalnız bu ifadede pek iyi anlaşılmayan noktalar oldu, kamuoyunda tartışmalar çıktı.
Birincisi, türbanın nasıl 'modernize' edilebileceğini kimse pek anlamadı. Rengi mi, biçimi mi, bağlayışı mı 'modernize' edilecek, belli değildi. Ve bu konuda karar mercii kim olacaktı?
İkincisi, 'Türbanı modernize ederim' demek, 'Şimdi takılan biçimiyle türban modernizme karşıdır' anlamını da içermiyor mu? Abdullah Gül bu sözlerle, 'Devletin tepesinde bulunanların hepsinin de eşleri türban takıyor, bu da çağdaş bir görüntü yansıtmıyor' diyenleri haklı çıkarmış olmuyor mu?
Üçüncüsü, madem Sn. Gül cumhurbaşkanı olsa türbanı modernize edecekti, Dışişleri Bakanı olarak neden aynı şeyi yapmadı? Cumhurbaşkanlığı makamı için uygun olmayan bir şeyi neden Dışişleri makamı için uygun gördü? Dışişleri Bakanı ülkemizi bütün dünyada temsil etmez mi? Eşiyle birlikte ülkemizi bütün dünyada çağdışı bir kıyafetle temsil etmesi doğru muydu?
Dördüncüsü, eğer Abdullah Gül'ün 'türbanı modernize edecek' gücü var idiyse, 'bu türban denilen şey hiç de gözüktüğü kadar kendiliğinden' gelişmiş bir olay değildir diye düşünmemiz gerekiyor. Bir talimatla türbanı modernize edebilecek kişi, isterse başka bir talimatla türbanı kaldırabilir, hatta belki türbanın var oluşu da böyle emir ve talimatlarla gerçekleşmiştir, kim bilir?
Bütün bu söylediklerimi Sn. Abdullah Gül bilmez mi? Elbette bilir. O halde neden o sözleri söyledi? İki ihtimal var: Ya halkımız biz ne dersek yutuyor, bunu da yutar, diye düşünmüştür ya da çok istediği cumhurbaşkanlık makamını pırıltısı gözlerini ve aklını kamaştırmıştır!
Nereden bakarsanız bakın, türbanın siyasal bir araç olarak kullanıldığı bir kez daha ortaya çıkıyor!