Boş veer!

Perihan Mağden bu, sağı solu belli olmaz. Nereden esecek, kimi kesecek, bilemezsiniz. Geçenlerde baktım okurlarına kızmış, veryansın ediyor! Doğrusu ben buna cesaret edemezdim!

Perihan Mağden bu, sağı solu belli olmaz. Nereden esecek, kimi kesecek, bilemezsiniz. Geçenlerde baktım okurlarına kızmış, veryansın ediyor! Doğrusu ben buna cesaret edemezdim! Ben eski usul 'müşteri velinimetimizdir' düsturuyla hareket edenlerdenim.
Zaten çok fazla okurum yok, olanları da kızdırmayı göze alamazdım.
Perihan Mağden'i okurken, 'Yoksa köşe kadılığından mı sıkıldı?' diye geçti aklımdan. Köşe kadılığının da sıkıcı olabilen yanları vardır elbette.
Bu işin can alıcı noktalarından birisi, 'ehemmi mühimme tercih edebilmektir.' Yani çok önemli olanla az önemli olanı birbirinden ayırabilmektir. 'Önem'in tanımı elbette yazarın öznel tercihidir. Bu öznel tercihle toplumun genel tercihi uyuşursa mesele yok. Ama ya uyuşmazsa?
O zaman işler kötü demektir!
Bir köşe kadısı olarak benim son zamanlarda hissettiğim bir sıkıntıyı paylaşmak istiyorum. Yalnız basında değil, genel olarak toplumda yaşanan bir gelişme var sanıyorum: Artık toplum olarak 'çok önemli olanla, az önemli olanı, hatta önemsiz olanı birbirinden ayırma' yeteneğimizi yitirdik gibi geliyor bana.
Dünyaya baktığımız pencere her şeyi aynı boyda, renkte ve cesamette gösteriyor. Manşetlerimizde, konuşmalarımızda, yorumlarımızda neredeyse vurdumduymazlığa varan bir 'öyle de olur, böyle de, ne fark eder sanki' havası var.
Sonuç olarak her şey magazinleşiyor, sulanıyor, ciddiyetini yitiriyor.
Bir 'sivil anayasa' yapmaya kalktık, biraz tartıştık, bir kenara koyduk, beklesin bakalım...
AB'ye girmek için seferber olduk, eh o da uzun iş, o kadar reformu kim yapacak şimdi...
Polis vatandaşa dayak atıyor, öldürüyor, yapmasa iyi olacak, ama yapıyor işte...
Öğrenciler oruç tutmaya, namaz kılmaya zorlanıyor, zorlanmasalar iyi, ama arkadaş baskısıdır, yapacak bir şey yok... Ne demiş atalar, 'Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim!'
AKP iktidarı binlerce yargıç atayacak, mülakatla... Yargıda kadrolaşma tehlikesi var... Ama fazla büyütmeyelim, olur böyle şeyler...
PKK haberleri bile sıradanlaştı, diğer haberlerin düzeyine indi. Başı sonu belli olmayan bir kuşatma öyküsü, diş bakımı için Avrupa'ya giden Barzani... Strateji uzmanları bile ekranda boy göstermez oldu!
Bir durağanlık, sıkıntı, yönsüzlük, hevessizlik egemen...
Heyecan yok. Her şey griye boyanmış gibi.
Belki de toplumu ateşleyecek, büyük hedefler koyacak lider kıtlığındandır!
Özal'ın deyimiyle, 'vizyon sahibi', 'transformasyon' yapabilecek, toplumu ateşleyebilecek liderlere ihtiyaç var.
Erdoğan ve Gül bu iş için yetersiz kalıyor.
Yalnız liderlerde değil, toplumda da genel bir umursamazlık var. 20 yıl önce olsa nükleer enerji yasası böyle kolayca çıkarılabilir miydi?
Köşe yazılarının da eski tadı kalmıyor korkarım!