Büyükanıt

Önce Büyükanıt'ın tarzı: Sakin, üniversite kürsüsünde ders verir gibi gözlüklerini takıp tane tane konuşuyor. Ekran karşısında bağıra çağıra konuşmanın bir işe yaramayacağının farkında.

Önce Büyükanıt'ın tarzı: Sakin, üniversite kürsüsünde ders verir gibi gözlüklerini takıp tane tane konuşuyor. Ekran karşısında bağıra çağıra konuşmanın bir işe yaramayacağının farkında. 'Hitabeti zayıf' diyenler oldu, ama katılmıyorum. İyi bir konuşmacı.
İkincisi, Milli Güvenlik Kurulu, askerlerle siviller arasındaki ilişkileri kurumsallaştırmak ve kolaylaştırmak için oluşturulmuştu. Ve bu kurul henüz toplanmıştı. Genelkurmay Başkanı görüşlerini basın toplantısında değil de bu kurulda açıklayabilirdi. Belki açıklamıştır da. Ama belli ki bazı durumlarda MGK yetersiz kalıyor!
Konuşmanın iki temel konusu vardı. Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Kuzey Irak. Büyükanıt, cumhurbaşkanlığı seçimi gibi duyarlı bir konuyu ustaca değerlendirdi. "Cumhuriyet'in temel değerlerine ve laikliğe sözde değil özde bağlı birisi" derken elbette yasalara aykırı bir şey söylemedi. Tam tersine, yasalara bağlı olduğunu ifade etti. Meclis'in doğru kişiyi seçeceğine inandığını belirterek bu tavrını pekiştirdi de.
Ama gözler ister istemez Erdoğan'a kaydı. 'Büyükanıt, ortalığı kırıp dökmeden vereceği mesajı vermiştir' diyenler oldu.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım, cumhurbaşkanlığı gibi duyarlı bir siyaset konusunda, incelikli yöntemlerle de olsa, meşru zeminlerde de kalsa, haklı da olsa, ordunun görüş belirtmesi doğru mudur?
Amerika, İngiltere gibi ülkelerde böyle durumlar yaşanmaz. Fransa'da şu anda başkanlık seçimi var. Genelkurmay Başkanı kalkıp da bu konuda görüş belirtmeye kalksa skandal olur.
Ama bu ülkelerde başka şeyler de olmaz. Örneğin rejimin temel ilkelerine inanmadığını, bunları değiştireceğini yıllarca söyledikten sonra, 'Ay biz yanılmışız, fikri değiştirdik, gelişerek değiştik' diye günah çıkaran insanlar ikinci gün iktidara gelmez, üçüncü gün de cumhurbaşkanı seçilmezler.
Demokrasi sadece seçimden ve oydan ibaret değildir. Demokrasinin düzenli işlemesi için rejimin temel kuralları üzerinde, meşruluğun zeminleri hakkında genel bir oydaşlığın sağlanması gerekir. Bizim demokrasimiz şu anda bu oydaşlığı sağlayabilmiş değil. Büyükanıt, cumhurbaşkanının sahip olması gereken nitelikleri sayarken bu noktayı belirtiyordu. Türkiye'de askerlerin demokrasiyi sivillerden daha az hazmettikleri kanısında değilim.
Ama son günlerde bir taktik sonucu olmalı, askerleri ve sivilleri darbecilikle suçlamak moda oldu. Son olarak Meclis Başkanı Arınç, bugün Ankara'da yapılacak olan mitingi düzenleyenleri darbecilikle suçladı! Eskiden 'darbe' lafını ağzımıza almaya bile çekinirdik, şimdi herkes birbirini darbecilikle suçlar hale geldi. Darbeden en çok çekinmesi gerekenler, bu sözü en çok kullananlar oluyor. Hayırdır inşallah!
Büyükanıt'ın Kuzey Irak'la ve PKK ile ilgili söyledikleri de çok ilginç ve önemliydi. Irak'ın artık fiilen bölünmüş olduğunu, şu andaki kargaşanın kısa zamanda bitmeyeceğini, buna göre hazırlıklı olmamız gerektiğini düşünüyor.
Ordu, en ciddi olarak çalışan, saygınlığı en yüksek olan kurumdur. Söylediklerini ciddiye almak gerekir.