Büyülü sözcükler

Hakkı Devrim'in 'Dil Yâresi'nde gene kanama var. Barış Ertin adlı okuru Hakkı Devrim'e şunları yazmış: "16 Temmuz gecesi Show TV'de 'Hoşça Kal Yarın' adlı film yayımlandı.

Hakkı Devrim'in 'Dil Yâresi'nde gene kanama var. Barış Ertin adlı okuru Hakkı Devrim'e şunları yazmış: "16 Temmuz gecesi Show TV'de 'Hoşça Kal Yarın' adlı film yayımlandı.
Deniz Gezmiş'lerin idamını anlatan film. Bütün 'devrim' ve 'devrimci' sözcükleri biplendi. Hiç hatırlamıyorum, bu kelime ne zaman yasaklandı."
Ben söyleyeyim, 'devrim' sözcüğü 12 Eylül döneminde TRT'de ve resmi kurumlarda (bu arada okullarda) yasaklanmıştı. "Atatürk devrimleri" bir gecede 'Atatürk inkılâpları' oldu. 'İnkılâp' kolaylıkla yanlış yazıldığı ve söylendiği için de bir hayli şenlik olmuştu. (O kargaşada Hakkı Devrim dostumuz nasıl olduysa 'Hakkı İnkılâp' olmaktan kurtulmuşa benziyor!)
Sadece 'devrim' sözcüğü değil ki, anımsayabildiğim kadarıyla,
'örgüt,' 'ulus'... gibi sözcüklerin de bulunduğu uzun bir yasaklar listesi vardı.
Bu arada işyerlerinin de öz Türkçe isim kullanması zorunlu kılınmıştı. Ankara'daki gece kulüplerinden birinin adı 'Mon Amour' iken, yasaya uymak için adını 'Anamur'a çevirmişti. Tabii 12 Eylül rüzgârı geçinceye kadar.
Bu dil kavgasının en acı verici yanı, Atatürk'ün Türk Dil ve Tarih Kurumlarına bıraktığı mirasının devletleştirilmesi oldu! Normal bir hukuk düzeninde, sıradan bir vatandaşın vasiyeti bile devlet tarafından ihlâl edilemez. Böyle bir şey kimsenin aklına gelmez. Ama 12 Eylül yönetimi Atatürk'ün mirasını devletleştirdi. Hem de Atatürkçülük adına!
Yalnız 'devrim' sözcüğü değil ki, resmi bir duyuru olmadan uygulanan yasaklar da vardı: 'Kürt' sözcüğü gibi. Uzun yıllar, kitle iletişim araçlarında 'Kürt'lerden söz edilmedi. Onlar 'Güneydoğu'lu vatandaşlardı.'
Gerçekten var olan bir şeyi yok saymak, gözümüzü kapatıp adını anmayınca ortadan kalkacağına inanmak nasıl açıklanabilir?
'Sözün büyüsüyle' açıklanabilir sanırım. Eski kültürlerde insanlar sözlere olağanüstü güçler yüklerdi. Tabu sözcükler kullanılmazdı, kullanılırsa bir felâket geleceğine inanılırdı. Güç duruma düşenler de bazı büyülü sözcüklerle belâdan kurtulacaklarını düşünürdü. Dualar, büyüler, tılsımlar, dinsel törenler... bu inanışların dışa vurulduğu araçlardı.
Devlet eliyle sözcük yasaklamak bu tavrın bir başka göstergesi olmalı diye düşünüyorum. Tabii ki pek de sağlıklı bir davranış biçimi sayılmaz!
Gerçi şimdi artık sözcük kullanmayı sınırlayan ve yasaklayan bir uygulama yok (en azından görebildiğim kadarıyla). Show TV'deki olay genel bir durum değil.
Fakat, geçmişte böyle uygulamaların olduğunu, gelecekte de olabileceğini anımsatmakta yarar var. Bugün okullarda 'evrim kuramının' öğretilmesini yasaklayanlar, yarın 'evrim' sözcüğünü de yasaklamaya kalkarlarsa hiç şaşmam doğrusu.