Çağdaş padişahlar

Dördüncü Mehmet'in şehzadeleri Mustafa ve Ahmet'in sünnet düğünleri 15 gün sürmüştü. Başta vezirler ve ümera olmak üzere herkes davetliydi.

Dördüncü Mehmet'in şehzadeleri Mustafa ve Ahmet'in sünnet düğünleri 15 gün sürmüştü. Başta vezirler ve ümera olmak üzere herkes davetliydi. Tüm devlet erkânı padişahın eteğini öperek hayır dua ettiler. Sonra şehzadelere hediyelerini verdiler. İncilerle süslü elmas kakmalı kitaplar, elmaslarla süslü sorguçlar, atlar, kıymetli kumaşlar, giysiler, elmas kakmalı hançerler...
Hediyeler sunulduktan sonra eğlenceler başladı. Tamburlar, neyler çalındı, rakslar yapıldı, cambazlar gösteri yaptı. Havai fişekler atıldı, meydan aydınlatıldı.
İkinci gün Şeyhülislam ve ulema yemeğe çağrıldı. Üçüncü gün diğer ulema çağrıldı. Bu arada 300 çocuk sünnet edildi. Dördüncü gün sipahiler çağrıldı. Bu arada halkı eğlendirecek gösteriler devam ediyordu. Beşinci gün yeniçeriler yemeğe çağrıldı ve 300 çocuk daha sünnet edildi. Yedinci gün Rikab-ı Hümayun ağalarına yemek verildi ve 300 çocuk daha sünnet edildi.
Bu eğlenceler 15 gün devam etti. Esnaf geçit töreni yaptı, halk izledi, köleler azat edildi. Kalyonlar, kadırgalar sarayın avlusuna getirildi, şekerden fil ve at gibi hayvan şekilleri yapıldı. 15'inci gün padişah ihsanlarını dağıttı ve düğün sona erdi.
Toplumda yerleşmiş bir kanı var: Atatürkçü çizgiyi benimsemiş kişilerin halktan uzak, halka tepeden bakan insanlar olduğu, buna karşın DP, AP, Refah, AKP çizgisini benimseyenlerin ise mütevazı halk adamları olduğu, şatafattan hoşlanmadığı, halkla beraber olumsuz koşulları paylaştığı varsayılır. Hatta Başbakan Erdoğan sık sık 'seçkinlere karşı olduğunu' söyleyerek bu ayrımı canlı tutmaya çalışır.
Gerçekten öyle midir? Daha geçenlerde Cumhurbaşkanı Gül'ün kızı evlendi. Binlerce davetlinin katıldığı, binlerce polisin görev aldığı şatafatlı bir düğün töreniydi. Belki de Cumhuriyet tarihinin en kalabalık düğünü.
Neden? Bunun yanıtını bulamıyorum. Hangi kalabalık, Cumhurbaşkanı olmanın onurundan daha büyük bir onur sağlar ki insana?
'Bir kazadır olmuş' demek mümkün müdür? Sanmıyorum. 'Şatafat', bu siyasal geleneğin doğasında var sanırım. Necmettin Erbakan'ın kızına yaptığı düğün, Başbakan Erdoğan'ın oğluna yaptığı düğün...
Hepsinde de padişahların şatafatlı yaşamına gizli bir özleyiş yok mudur acaba, diye düşünmeden edemiyorum.
Buna karşın Erdoğan'ın 'seçkincilikle' suçladığı kişilerin düğünlerine bir bakın. Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı olarak oğlunu evlendirdi, ruhumuz bile duymadı.
Atatürk evlendi. Kaç kişi çağrılıydı? Takı parası topladı mı?
İnönü kaç tane çocuk evlendirdi. Ülkenin önde gelenlerini düğüne çağırıp takı parası için torba dolandırsa köşeyi kaç kez dönerdi.
Ama yapmadılar.
İş bilen, iş bitiren tipte lider olmadıkları anlaşılıyor.
Erdoğan'ın, AKP'lilerin ve onları destekleyen liberal aydınların Atatürkçülere yönelttiği 'seçkincilik' suçlamasını anlamakta da zorlanıyorum. 1950'den beri bu ülkeyi kim yönetiyor? İstanbul sermayesi olsun, Anadolu sermayesi olsun, kaynakları kim denetliyor?
Özal'ın deyimiyle, kim köşeyi dönüyor?
Kimlerdir seçkinler?