Cennet de elimizde, cehennem de

Övünmek gibi olmasın, ama ben Koç Burcu'ndanım. Dün gazetede okudum bu yıl neler başaracağımı. İş yaşamımda yeni fırsatlar çıkacakmış, aşk yaşamım çok hareketli olacakmış, çok eğlenecekmişim!

Övünmek gibi olmasın, ama ben Koç Burcu'ndanım. Dün gazetede okudum bu yıl neler başaracağımı. İş yaşamımda yeni fırsatlar çıkacakmış, aşk yaşamım çok hareketli olacakmış, çok eğlenecekmişim! Dünyada kaç kişi benim burcumdandır bilemem, ama en kötü ihtimalle yüz milyonlarca vardır herhalde. Farklı yaşta, cinsiyette ve iklim koşullarında yaşayan yüz milyonlarca Koç'tan hiçbirisi ölmeyecek, hastalanmayacak, işten atılmayacak, boşanmayacak, eşiyle kavga etmeyecek, kaza geçirmeyecek, derslerinde zayıf almayacak, hepsi de mutluluk içinde yaşamını sürdürecek, iş ve aşkta başarıdan başarıya koşacak demek ki!
Böyle bir şey mantıken mümkün değildir.
Aynı burçtan yüz milyonlarca kişinin aynı kaderi paylaşmasını bırakın, aynı burçtan iki kişinin benzer bir kaderi paylaşmasının bile akla sığacak bir yanını göremiyorum. Herhalde bu basit gerçeği herkes de görür. Ama gene de her yılbaşı gazeteler çarşaf çarşaf 'yıldız falı' yayımlamaktan vazgeçmez.
Nedeni çok açık: Geleceği bilme konusundaki saplantımız, çoğu kez mantığımızı alt eder.
Geleceğin nasıl olacağını bilemem, ama insanların geleceği oluşturacak iki farklı eğilimini 2007'nin ilk günü gazetelerde görmek mümkündü. Bir tarafta kızgınlık, saldırganlık ve kan var. Zavallı bir boğanın üzerine dokuz kişi çullanmış, hayvanı boğazlamak için canla başla uğraşıyorlar. Kurban savaşlarında insanoğlunun verdiği zayiat beş ölü, 1903 yaralı imiş. Hayvan tarafın verdiği zayiat ise bilinmiyor. Ama milyonun üzerindedir sanırım.
Ve daha çok kan döküleceğinin habercileri var. Tamam, Saddam da kanlı bir katildi, ama onun asılması, dökülen kanı azaltacak mı? Büyük ihtimalle artıracak. Saddam da kavgacı adammış doğrusu. İdam edilirken cellatlarına 'Canın cehenneme' diyen kaç kişi vardır?
Fala bakmaya gerek yok, şimdilik en azından birkaç yerde kan gözüküyor: Irak'ta, Filistin'de, Somali'de, Afganistan'da... Hepsi de İslam ülkeleri!
Bu, insanın kavgacı ve acımasız yanı. Fakat yeni yılın ilk haberleri arasında başka bir haber daha vardı: "Yüzyılın fizik deneyi. 36 ülkeden 2 binden fazla fizikçi eylülde evrenin sırlarını çözmek için yüzyılın deneyini yapacak. Hedef, büyük patlamadan (big bang) sonra ortaya çıkan enerji yoğunluğunu tekrar yaratarak evrenin sırlarını çözmek. İsviçre'de yerin 100 metre altında yapılacak deneyin sonucunda bilinen pek çok fizik kuramı değişebilir."
İşte insanın iki farklı boyutu. Bir tarafta kan, ölüm, zulüm, acımasızlık, önyargı, savaş, diktatörlük, yıkıcı hedefe yöneltilmiş zekâ, felaketle sonuçlanan onur duygusu, yıkıcılık getiren dayanışma anlayışı, mutsuzluk yaratan kahramanlık hevesi...
Diğer yanda bilim, sanat, yaratıcılık... Milyarlarca yıllık geçmişi yeniden yaratma ve gözlemleme yeteneği, işbirliği yapma becerisi, özveri, olumlu hedefe yöneltilmiş zekâ, bilinmeyen karşısında duyulan beşeri merak, Yahya Kemal'in deyişiyle 'az çok ilâh olan' yanımız.
Önümüzde açılan 2000'li yılların gerçek falını insanlığın bu iki zıt boyutu arasındaki savaş ortaya koyacak. İnsan, yıkıcılıkta da, yapıcılıkta da sonsuz yetenekleri olan bir varlık. Bu dünyayı cehenneme de çevirebilir, cennete de.
Her şey bizim elimizde.