Ciddiyet

Milliyet'in Washington temsilcisi Kasım Candemir'in geçtiği haberi Tufan Türenç köşesine almış. Candemir'le konuşan bir Amerikalı uzman, AKP'nin Ankara ve İstanbul mitinglerine benzer bir miting yapmaya cesaret edemeyeceğini söylemiş.

Milliyet'in Washington temsilcisi Kasım Candemir'in geçtiği haberi Tufan Türenç köşesine almış. Candemir'le konuşan bir Amerikalı uzman, AKP'nin Ankara ve İstanbul mitinglerine benzer bir miting yapmaya cesaret edemeyeceğini söylemiş. 'Neden?' sorusuna cevabı da şu:
"Çünkü AKP yıllardır muhafazakâr, Müslüman demokrat imajına oynuyor. Tüm dünyaya bu imajı pazarlıyor ve sunuyor. Bir gösteri düzenlense, gelecek olanlar ya türbanlı ya da sarıklı olacak. Binlerce türbanlı ve sarıklıyı bir meydanda düşünün ve bunun fotoğraflarının tüm dünyaya yayıldığını hesap edin. Dünya ne düşünecek o zaman? Tahran'dan görüntüler gibi olacak.
Ne oldu bu muhafazakâr Müslüman demokrat AKP'ye diye soracaklar. AKP böyle bir gösteriyi yapmaz, yapmak istemez."
Yalan mı? Sadece dünyada değil, Türkiye'de de böyle bir imaj olumsuz bir etki yaratacaktır, hiç kuşkunuz olmasın.
Türkiye'de 'ılımlı İslam' devleti yaratmak isteyenler varsa oturup
bu konuyu bir daha düşünseler iyi ederler. Din dediğiniz şey şakaya gelmez. Hangi noktada 'ılımlı' olduğunu, ne zaman, nasıl ve neden 'radikalleştiğini' bilemeden karakter değiştirebilir. 'Yahu durun, bizim planladığımız bu değildi' deseniz de artık çok geç kalmış olabilirsiniz!
'AKP'ye oy vermeyeceğim' diyenlerden sık sık işittiğim bir yakınma 'ciddiye alınmakla' ilgili. 'Halkı ciddiye almadılar!' En büyük yakınma budur. Ne ekonomiyi, ne AB'yi, ne ödemeler dengesi açığını..
o kadar önemsiyorlar. Ama 'ciddiye alınma' arzusu başı çekiyor.
Hayatından yakınan vatandaşa, Başbakan'ın 'Ananı da al git' demesinde ifadesini bulan bir tavırdı 'vatandaşı ciddiye almamak.' Belki de bu tavrın gerisinde yatan şey, AKP'nin kuruluşundan çok kısa bir zaman sonra katıldıkları ilk seçimde kendilerinin de ummadıkları oranda bir seçim
zaferi kazanmaları oldu. 'Biz ne yapsak, ne etsek vatandaş bizi seçecektir' diye düşündüklerini sanıyorum.
Vatandaşı ciddiye almamanın güzel bir örneğini geçenlerde Abdullah Gül verdi. Cumhurbaşkanlığı adaylık süreciyle ilgili olarak, "İşin başından beri sadece iki aday vardı" dedi, "Erdoğan ve ben!"
Bunu okuyan vatandaş dişlerinin arasından şöyle fısıldamaz mı: "Bre kardeşim, madem öyleydi, neden vatandaşı o kadar oyaladınız?
Neden milletvekilleriyle, işadamlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla günlerce görüşür ve danışır gibi yaptınız? Neden kamuoyu yoklamaları yaptırdınız? Neden örgütünüzde eğilim belirleme araştırmaları yaptırdınız? Siz insanlarla dalga mı geçiyordunuz?"
Onlar vatandaşı ciddiye almazlarsa, vatandaş da onları ciddiye almayacaktır. Muhalefetin birleşme ve toparlanma çabaları sonuç verecek olursa AKP'nin kamuoyundaki 'birinci parti' imajı da zedelenebilir ve seçimde beklemedikleri bir oy kaybı yaşayabilirler.
'Haydi ananı da al git' deme sırası şimdi vatandaşa geçmişe benziyor. Seçimde bir hayli beklenmedik gelişmeler olabilir.