Daha çok yolumuz var

Son birkaç gündür toplumun ortasından geçen bir fay hattı gözle görülür bir fark yarattı. Hrant Dink'in öldürülmesini insanlıkla, vicdanla, moral değerlerle bağdaştıramayanlar bir yanda...

Son birkaç gündür toplumun ortasından geçen bir fay hattı gözle görülür bir fark yarattı. Hrant Dink'in öldürülmesini insanlıkla, vicdanla, moral değerlerle bağdaştıramayanlar bir yanda; milliyetçi duygularla ve dini inanış nedeniyle cinayete pek de karşı çıkmayanlar diğer yanda.
'Karşı çıkmayanlar' şu anda seslerini fazla yükseltemedikleri için dikkati çekmiyorlar.
Fakat, varlar ve günü gelince seslerini yükseltecekler: "Sen değil miydin 'Ben Hrant Dink'im diyen? Ne biçim Türk'sün sen?"
Şimdiden bunu açıkça söyleyenler de var.
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu "Bu olayı bahane edip 'Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeni'yiz' diyerek devleti ve Türk milletini sanık sandalyesine oturtanları" eleştirdi.
Benzer bir tavrı Vakit gazetesi benimsedi, "Hrant Dink'in cenaze töreni, illegal örgütlerin gövde gösterisine dönüştü... Kartel gazetelerinin Trabzon'la ilgili yayınları da 'linç' halini aldı" diye yazdı. Vakit, Dink'in cenaze törenine önem verilmesini de eleştirerek "Dink, en ayrıcalıklı Türk vatandaşı oldu" diye yazdı. Aynı gazete, cinayet sanığı Ogün Samast'ın ailesinin 'CHP kökenli' olduğunu ileri sürdü. Cinayetin 'yabancı istihbarat işi' olduğunu bildirdi, "Mevcut eğitim sisteminin gençliğe milli ve manevi hassasiyetleri yeteri kadar veremeyişini" cinayetin nedeni olarak gösterdi.
Hrant Dink'in cenaze töreninde iki şey çok çarpıcıydı. Birincisi, çok büyük bir kalabalık, büyük bir disiplin içinde, sessiz ve vakur, son görevini yerine getirdi. 'İşte Türkiye budur' diyenler oldu, ama doğrusu bundan pek emin değilim. Keşke o kalabalık gerçekten Türkiye'yi temsil edebilseydi. Oysa ikinci bir Türkiye var. Ogün Samast'ların, Yasin Hayal'lerin Türkiye'si. Hangisinin 'gerçek' Türkiye'yi temsil ettiğinden de pek emin değilim.
Hrant Dink'in eşi Rakel Dink gerçekten çok güzel bir konuşma yaptı. Konuşmanın en çarpıcı yeri de, 'Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim' sözleriydi.
Üzerinde çok kafa yorulacak bir sorunu dile getirdi bayan Dink. Nedir katilleri katil yapan? Nedir bazı insanları saldırgan ve acımasız kılan?
Bu sorulara verilecek yanıtlar var kuşkusuz.
Belki de en temel yanıtlardan birisi, 'bağnazlık'tır. Kendi görüşlerinizin, kendi toplumunuzun, kendi değerler sisteminizin, kendi yaşam biçiminizin en üstün olduğuna bir kez sıkıca inanıyor ve bu inancınızı hiç sorgulamıyorsanız, saldırgan ve kıyıcı olmaya adaysınız demektir. Hangi dinden, milliyetten, inanıştan olursanız olun, fark etmez.
Faşizm üzerine araştırma yapan bilim adamları, faşist kişiliğin gelişmesinde, insanların 'neye' inandığının değil, 'nasıl' inandığının önemli olduğu sonucuna vardılar.
Toplumda 'eleştirel düşünce' başat kılınıncaya kadar bu tür cinayetler devam edecek ve fanatik katiller var olacaktır.
Gidecek yolumuz uzun ve çetin.