Demirel'i yuhalamak

Bilgi Üniversitesi öğrencisi 20 yaşında bir delikanlı. Karşısında 80 yaşını devirmiş Demirel. Kaç kez başbakanlık yapmış, cumhurbaşkanlığı yapmış, darbe görmüş, umur görmüş bir insan.

Bilgi Üniversitesi öğrencisi 20 yaşında bir delikanlı. Karşısında 80 yaşını devirmiş Demirel. Kaç kez başbakanlık yapmış, cumhurbaşkanlığı yapmış, darbe görmüş, umur görmüş bir insan. O gencin Demirel'den öğreneceği bir şey yoktur diyebilir miyiz?
Ama genç kızgın, bağırıyor: "Dedem de seni dinledi, babam da, ben de, yeter artık!"
Paradoks denen şey bu olmalı: Halkımız Demirel'i dinlememesi gereken zamanda dinliyor, dinlemesi gereken zamanda da 'dinlemem!' diye isyan ediyor! Olacak şey değil!
Demirel'e sadece Bilgi Üniversitesi öğrencileri değil, daha önce Bilkent ve Ankara Üniversitesi öğrencileri de karşı çıktı, protesto etti. Ben bu tür 'yasakçı' tavırlara ve protestolara karşıyım. Pek çok nedenden.
Önce ilkeden başlayalım: Üniversite, düşünce özgürlüğünün mabedidir. Orada her düşünce serbestçe savunulabilmelidir. Düşüncelere, zor ve zorbalıkla değil, karşı görüşlerle müdahale edilmelidir. Bir konuşmacıyı dinlemek istemezseniz, çıkar gidersiniz. Ama konuşmacıyı zor kullanarak susturma hakkınız yoktur.
Demirel gibi bir devlet adamının susturulduğu bir yerde, sıradan bir vatandaşın söz hakkı hepten yok sayılacaktır. Üniversitelerinde zorbalık olan bir ülkede demokrasinin sağlıklı işlemesi de olası değildir.
İkincisi, basit bir davranış kuralıdır, fakat ben önemsiyorum. 80 yaşındaki Demirel, bu üniversiteler tarafından konuk olarak çağrılmıştır. Genç öğrencilerin konuklarına daha saygılı olması gerekmez miydi? Biliyorum, bu satırları okuyan genç okurlarımdan bazıları, 'Haydi oradan, sen de onun gibi moruklamışsın' diye düşünecektir. Olabilir. Ama ben insanların birbirine saygı ve sevgiyle davranmasını önemsiyorum.
Üçüncüsü, genç ve kızgın öğrenciler hangi Demirel'i yuhaladıklarının farkında mıydılar? Aslında birden çok Demirel var. 'Genç Demirel' dini sömüren, elinde Kuran'la miting meydanlarında nutuk atan, 'Tesbih çeken elle tetik çeken el bir olur mu', 'Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz' diyen, iki kez Milliyetçi Cephe'yi kuran ve kan dökülmesine yol açan bir politikacıydı. Danıştay, Anayasa Mahkemesi, üniversite özerkliği.. gibi kurumlardan nefret etti.
Ama olgunluk çağındaki Demirel, laikliğe, yargıya, özgürlüklere saygılı bir lider görüntüsü çizdi. Ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmelerin nedenlerini araştıran, sorgulayan, çözümler üreten yeni bir Demirel çıktı karşımıza.
'İyi de biraz geç değil mi? 80'inden sonra gelen olgunluğu kim ne yapsın?' diyeceksiniz? Haklı olabilirsiniz. Ama böyle bir olgunluğun içeriği ve geçirdiği süreç, kimsenin işine yaramasa bile üniversite gençliğinin işine yarar değil mi?
Gelin görün ki, bunun için gençlerimizin soru sorması, verilen yanıtları dinleyebilmesi ve kendi yorumlarını yapabilmesi gerekiyor, değil mi?
Ne var ki bunu yapabilmek için bilgi, beceri ve zekâya gereksinmeleri var. İnsanları yuhalamak ise hem daha kolay, hem de daha fiyakalı duruyor. Daha erkekçe ve asice.