Demokraside laiklik farkı

Benazir Butto görücü usulü evlenmiş! Dünyanın en büyük ülkelerinden birini yönetecek olan kadın, kendi yaşamına ilişkin en önemli kararı kendisi verememiş!

Benazir Butto görücü usulü evlenmiş! Dünyanın en büyük ülkelerinden birini yönetecek olan kadın, kendi yaşamına ilişkin en önemli kararı kendisi verememiş!
Paradoks burada da bitmiyor. Pakistan dine dayalı bir devlet. Anayasasında İslam devleti olduğu yazılıdır. Kadınlar genellikle dini baskı altındadır. Ve bu ülkeyi senelerce bir kadın yönetti, bundan sonra da yönetecek gibi gözüküyordu.
Butto'yu kimin öldürttüğü hâlâ karanlık. Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, El Kaide'yi ve Taliban'ı, yani dincileri gösteriyor. Dinciler önce cinayeti üstlenseler de sonra reddettiler. Ve alacakaranlık kuşağı gibi bir atmosferde Pakistan yanıyor!
Pervez Müşerref bir diktatör olabilir, ama aptal değildir. Benazir Butto, Müşerref'in ve Pakistan'ın bunalımdan çıkış biletiydi. Anlaşmışlardı. Butto başbakan olacak, Müşerref de cumhurbaşkanı olarak devam edecekti. Butto'nun öldürülmesi Müşerref'in işine yarayacak bir seçenek gibi gözükmüyor. Nitekim suikasttan sonra kaynamaya başlayan Pakistan'ı denetim altına almak zor olabilir ve Müşerref'in sonunu getirebilir. Müşerref neden böyle bir şeyi istesin ki?
Sadece Pakistan'da değil, Asya'nın bu bölgesinde suikastlar sıradan olaylar sayılıyor. Bir zamanlar Pakistan'la aynı ülke olan Hindistan suikastlar bakımından daha mı iyi durumda sanki? Orada da Mahatma Gandhi ile başlayan bir suikastlar zinciri yok mudur? Üstelik katledilen Mahatma Gandhi, şiddete karşıydı, bütün bir bağımsızlık mücadelesini şiddet kullanmadan yürütmüştü.
Ama şiddet geldi ve onu buldu.
Yetmedi, Başbakan Indra Gandhi öldürüldü...
Sonra da Indra Gandhi'nin oğlu Başbakan Rajiv Gandhi...
Rajiv Gandhi öldürüldükten sonra karısı olan İtalyan asıllı (Sofia idi yanlış anımsamıyorsam) bayan Gandhi'ye kocasının yerini alıp Kongre Partisi'nin başına geçmesi için çok ısrar ettiler, ama kadın kabul etmedi.
Neden acaba?
Eskiden Pakistan'ın bir parçası olan Bangladeş'te de benzer bir tablo var. 1971'de Pakistan'dan bağımsızlığını kazandıktan sonra Bangladeş'te de suikastlar birbirini izledi. Başbakan Mujibur Rahman öldürüldü. Devlet Başkanı Ziyaur Rahman öldürüldü, Başkan Yardımcısı Abdus Settar askeri darbeyle devrildi. Sonra bu ülkeyi de bir kadın yönetti: Ziyaur Rahman'ın dul eşi olan Halide Ziya!
Pakistan'da da, Bangladeş'te de kadınlar ülkeyi yönetebiliyor, öldürülen bir erkek politikacının kızı veya karısı olmaları koşuluyla!
Bizde de bir kadın başbakan oldu ama, hiç olmazsa bir erkeğin eşi veya kızı olarak değil, kendi bileğinin hakkıyla oldu.
Hindistan, Pakistan ve Bangladeş'te sık sık suikastların görülmesi bu ülkeleri aynı kaba koymamıza neden olmamalıdır. Hindistan'ı diğer iki ülkeden ayıran önemli bir özelliği var: Hindistan demokratik bir ülkedir, Bangladeş ve Pakistan ise askerlerin ikide bir darbe yaptığı yarı askeri yönetimlerdir.
Yüzlerce yıl aynı çatı altında yaşayan bu ülkeler arasındaki fark nereden kaynaklanıyor acaba?
Hindistan laik bir ülkedir, Pakistan ve Bangladeş'te ise dine dayalı yönetimler var. Mollalardan ve medreselerden geçilmiyor.
Ne dersiniz, demokrasi farkı laiklikten kaynaklanıyor olabilir mi?