Dikene katlanmalıyız!

Demokrasi-nin gereği Abdullah Gül'ün dikenine katlanmak zorundayız. Bu dikenli sıkıntıları aşmanın bir yolunu bulacağız.

Görünüşe göre Gül'ün dikenine katlanmak zorunda kalacağız! Demokrasinin gereği bu!
Ama seçim meydanlarında verilen 'Uzlaşacağız' mesajının gereği bu değildi sanıyorum. Gül seçilirse ortaya çıkabilecek sıkıntıların uzun bir listesi yapılabilir. Resepsiyonlarda, orduevlerinde, bayramlarda, törenlerde sürekli olarak askerlerle sivillerin karşı karşıya geldikleri tatsız bir ortam doğacak.
Darbe mi? Sanmıyorum. Fakat sürekli bir uzlaşmazlık ve bunalım ortamı doğacaktır.
YÖK ile hükümet arasında olduğu gibi.
Böyle bir ortamda hem ekonomi zorlanır, em de AB'ye giriş görüşmelerinde ciddi aksamalar doğabilir.
Ama ben her şeye karşın iyimserim!
Bütün bunlar demokrasi yolunda geçirmemiz gereken deneyimlerdi belki de. Türkiye'nin hem şanssızlığı, hem de şansı, ciddi demokratik deneyim geçiren ilk Müslüman ülke olmasıdır! Önde gitmenin keyfini çıkarıyor, fiyakasını satıyoruz. Ama aynı zamanda hangi yolu izleyeceğimiz konusunda anlaşmazlık yaşamanın da sıkıntısını çekmekten kurtulamıyoruz.
Seçimden beri sıkıntılı bir havaya giren aydınlar var: 'Eyvah, AKP bu kez işi bitirecek, dine dayalı bir yönetim kuracak' endişesini taşıyan küçümsenemeyecek bir kitle.
Hiç kuşkunuz olmasın, AKP içinde elinden gelse bunu yapacak olanlar bulunuyor. Fakat, büyük bir çoğunluğun böyle bir gidişi destekleyeceğini sanmıyorum.
En önemlisi de yaşanan toplumsal değişimin ciddi bir geri gidişe izin vermeyeceğidir!
Bunun çeşitli örneklerini görüyoruz. Örneğin TESEV'in yaptığı bir araştırmaya göre 2000 yılından bu yana tesettürlü kadınların oranında 10 puanlık bir düşüş var. (Yüzde 73'ten yüzde 63'e). Çarşaf giyenlerin oranı da yüzde 3.5'ten yüzde 1'e inmiş durumda!
Son seçimde üç büyük kentten seçilen milletvekillerinden eşi türban takanların sayısı 43'ten 30'a inmiştir.
Bütün bunlar AKP iktidarı altında oldu!
Türbandan daha önemli bir gösterge patent başvurusunda yaşanan gelişmedir. Bu alanda Çin'i geride bırakarak Avrupa üçüncüsü olmuşuz! Bu son derece önemli bir gelişmedir! Türkiye, patent başvurularında üç yılda yüzde 241 artış sağlamış.
Eskiden patent başvurularının düşüklüğünü Türkiye'nin geriliğinin, durağanlığının bir göstergesi sayar ve pek hayıflanırdık.
Şimdiki büyük artışı neye yoracağız?
Türkiye ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda hızlı bir gelişim içinde. Yenilikçi ve yaratıcı bir toplum. En azından patent başvurularındaki patlama bunu gösteriyor olmalı.
Bu dikenli sıkıntıları da aşmanın bir yolunu bulacağız!
İnşallah fazla iyimser değilimdir!