Dikkatli olalım

Gündüz Aktan her zaman zevkle ve yararlanarak okuduğum bir yazar oldu. Zeki, bilgili, deneyimli, iyi yetişmiş bir diplomat. Yeni atıldığı politik yaşamda da başarılı olacağından eminim.

Gündüz Aktan her zaman zevkle ve yararlanarak okuduğum bir yazar oldu. Zeki, bilgili, deneyimli, iyi yetişmiş bir diplomat. Yeni atıldığı politik yaşamda da başarılı olacağından eminim. Bu duygularla dünkü Radikal'de
Neşe Düzel'in kendiyle yaptığı röportajı biraz şaşırarak okuduğumu itiraf etmeliyim.
Önce CHP'ye yönelttiği bir eleştiriyi pek anlamadım. Düzel'in 'Neden CHP değil de MHP'den politikaya girdiniz' sorusuna yanıt olarak kabaca şunları söylüyor: "Bugün dindar insan laik olabilir mi diye soruluyor. Evet olabilir... CHP ise henüz dindarlıkla laikliği bağdaştıramadı. CHP'nin din içeriksiz laikliğiyle, onun karşısına 'Milli Görüş' diye çıkan Selefi akım çatışıyor... (Selefiliğin) temelinde ümmet kavramı yatar. MHP'deki 'millet,' 'ulus-devlet' kavramıyla AKP'nin ümmet kavramı işte burada çatışıyor."
Birincisi, 'Dindar insan laik olabilir mi' diye bir soru çoktandır sorulmuyor. 'Laiklik dinsizlik değildir' sözünü Demirel'in slogan haline getirdiğini unuttuk mu? Hem 'CHP'nin din içeriksiz laikliği' ne demek? 'CHP dinsizdir' demenin kibarca ve diplomatça bir yolu mu? Ben CHP'nin veya başka bir partinin 'Dindarlar laik olamaz' dediğini şimdiye kadar ne gördüm, ne duydum. Gözümden kaçmış olabilir.
Sayın Aktan anımsatırsa sevinirim.
'MHP'deki ulus-devlet kavramıyla AKP'deki 'ümmet kavramı' çatışıyor' ne demek? Ellerinde bayraklarla meydanları dolduranların hepsi MHP'li midir? Sayın Aktan, AKP'nin ümmetçi olduğunu da nereden çıkarıyor? Haydi AKP ümmetçi diyelim, CHP de ümmetçi midir? Şu anda Türkiye'de 'ümmetçi'liği hak edecek tek parti var: Saadet Partisi. Onun dışında kalanların hepsi de (farklı biçimlerde de olsa) milliyetçidir. Hemen herkesin aynı şeyleri söylemeye başlaması da ne kadar sağlıklıdır, sormaya değer.
Aktan'ın değerlendirmekte zorlandığım bir ifadesi de şu: "Bence K. Irak'a yapılacak bir harekât PKK'ya yapılmış bir harekât değildir. Bu, Barzani'ye karşı yapılacak bir harekâttır. Çünkü Barzani pankürdizmi savunmaya başladı... Harekât, Barzani, 'Ben bir daha kimsenin size saldırmasına izin vermeyeceğim' deyinceye kadar olacak. Benim karşımdaki Barzani'dir. Çünkü sınırın o tarafının sahibi odur. Kandil'le uğraşmam bile ben."
Satrançta karşı tarafın vezirini almak için hamle yaparken fazla açılırsınız, bu arada şahınızı kaybedersiniz. Sınır ötesi harekâtın Barzani'yi hedef alması, bizim istediğimizi kabul edinceye kadar Barzani'nin itilip kakılması... Bütün bu hedefler 'Kuzey Irak, Barzani'den sorulur' mantığına dayanıyor.
Ama deneyimli diplomat Aktan önemli bir engele hiç değinmiyor: Bu arada Amerika (şimdilik Irak gerçekte ondan sorulur) ne yapacak? Dünya kamuoyu önünde asıl itilip kakılan ABD olmayacak mı?
Bir süper güç buna ne kadar dayanır?
'Türkiye, ABD ve NATO için çok önemlidir, bizi feda edemezler' mi dediniz? Bu sözler mantıklı olabilir. Ama ABD dış politikası her zaman mantıklı olsaydı, Irak şu halde olur muydu? Ne demişti İsmet Paşa: "Büyük devletlerle ilişki, yırtıcı hayvanlarla yatağa girmeye benzer!"
Dikkatli olmakta yarar var.