Din sömürücüleri

Her şey karmakarışık oldu, çorbaya döndü. Bir taraftan askeri yönetim zamanında kabul edilmiş olan mevcut Anayasa'ya göre okullarda din dersi zorunludur ve bu derslerde çocuklara Arapça dualar ezberletilir.

Her şey karmakarışık oldu, çorbaya döndü. Bir taraftan askeri yönetim zamanında kabul edilmiş olan mevcut Anayasa'ya göre okullarda din dersi zorunludur ve bu derslerde çocuklara Arapça dualar ezberletilir. Öte yandan çocukların başörtüsüyle üniversiteye girmesi bile yasaktır. Ve Milli Eğitim Bakanı ezberci öğretime karşı olduğunu söyler durur.
Bu kargaşada bir lisemizde mescit keşfedildi. Öğrenciler burada namaz kılıyormuş. Meşrebine göre buna kızanlar da oldu, sevinenler de. Çocuklara zorunlu din dersi verirseniz elbette öğrendiklerini uygulamaya kalkacaklardı, ama değil mi? Pek çok kişi de şuna şaştı: "Bütün devlet dairelerinde mescit var, okullarda da olsa ne olur sanki?"
'Tevhidi Tedrisat' yani eğitimin birliği yasası sonunda sağlanacak galiba, ama tersten: Bütün okulları dini eğitim veren yerler haline getirdiğimizde eğitimde birlik sağlanmış olacak!
Lisede mescit olması o kadar doğal karşılandı ki, okul müdürü ilk başta olayı yalanlama yoluna bile gitmedi, sonradan, 'Yok öyle bir şey', demeye başladı. Bu arada dinci basın fena halde saldırıya geçti: "Ne olmuş yani, namaz kılmak yasak mı ey kartelciler, cevap verin!"
Siz istediğiniz kadar eğitimin laik olması gerektiğini, din derslerinin zorunlu olmasının bile laiklik ilkesini zedelediğini, pek çok Batı ülkesinde devlet okullarında din dersi bile verilmediğini, dini simgelerin okullara sokulmadığını anlatmaya çalışın, nafile!
'Namazı yasaklamaya kalkıyorlar! Kartelci basının yeni işgüzarlığı' türü manşetler karşısında dur durabilirsen!
Dün bir haber çıktı. Meğerse okullarda namaz kılınmasını serbest bırakan bir genelge, Demirel'in değişmez Milli Eğitim Bakanı Nahit Menteşe tarafından 1977 yılında çıkarılmış! Menteşe şunları söylüyor: "Genelge yürürlükte olamaz. 1977'de o günkü şartlara göre çıkarılmıştı. Müsteşarımız Abdurrahman Demirtaş, çocukların ibadet etmesi ve bu konuda serbest olmaları konusunda genelge yayımlamıştı. Bağcılar Lisesi'nde yaşananları doğru bulmuyorum. Öğrenciler camilere gidebilir. Din istismarı yapılıyor!"
Ne imiş 1977'deki şartlar? Milliyetçi Cephe mi? Selamet Partisi ile koalisyon ortaklığı mı? Demirel'in din sömürüsünden medet uman politikası mı?
Süleyman beyin (en çok imam-hatip lisesi açmakla övünen, elinde Kuran'la seçim meydanlarında nutuk atan Süleyman Demirel'in) nasıl bir din sömürücüsü olduğunu bu olayla bir kez daha görüyoruz. Gerçi Cumhurbaşkanı olunca değişti (Erdoğan'dan başkaları da değişiyor işte), laikleşti, ama bir zamanlar yaptığı din sömürüsünün hâlâ bedelini ödüyoruz.
Haa, Süleyman bey şimdi 'Ben böyle bir genelge anımsamıyorum' diyecektir. Onun muhteşem hafızasını bilenler elbette buna inanmaz. İşin tuhafı zamanın Milli Eğitim Bakanı Menteşe bile suçu Müsteşar'ının üzerine atıp bu işten sıyrılmak istiyor: 'Genelgeyi Müsteşar yayımlamış!'
Ve AKP'yi suçluyor:
'Din sömürüsü yapılmaktadır!'
Efendim?
Erdoğan ve Erbakan gibi politikacıların hangi ekolden geldiği açık seçik belli olmuyor mu?