Diplomatik başarı

PKK sınır ötesine geçip askerimizi öldürünce 'barış', askerin karşılık vermesi 'savaş'!

Dışişleri Bakanlığı'nı kutlamak lazım! Son birkaç ayda gerçekten profesyonelce çalıştılar ve önemli başarılar elde ettiler.
İki ay kadar önce ABD Temsilcier Meclisi'ndeki 'Ermeni Soykırımı Karar Tasarısı geri döndürülemez bir aşamaya ulaştı, yapacak bir şey kalmadı' denirken, ciddi bir çabayla son anda karar tasarısı şimdilik de olsa ertelendi. Belki de tekrar gündeme gelmeyecek.
Birkaç ay öncesine kadar Irak'a sınır ötesi operasyon düzenlememize karşı çıkan ABD, şimdi operasyona yeşil ışık yaktığı gibi, istihbarat yardımında da bulunacak.
Böyle konularda çok tutucu olan Avrupa Birliği, aşırıya kaçmama koşuluyla sınır ötesi operasyon düzenlememizi anlayışla karşılayacağını açıklıyor.
Daha düne kadar "Kürtler kardeştir, sınır ötesine geçerseniz karşınızda Peşmergeleri bulursunuz, Türkiye'ye bir kedi bile vermeyiz" diyen Kuzey Irak Kürtlerinin liderleri, şimdi ya susuyorlar ya da pes perdeden onay veriyorlar. Peşmergeler de PKK'nın ikmal yollarını keserek fiilen Türkiye'ye yardım ediyor.
Türkiye'nin müdahale edeceği topraklar Arap topraklarıdır. Buna rağmen bir tek Arap devletinden bile protesto sesi yükselmiyor. Tam tersine, Suriye lideri Esad gibi açıkça destek verenler var.
Türkiye'nin askeri müdahalesi için diplomatik ve psikolojik ortam hazırlanmış gibi gözüküyor. Birkaç ay öncesine kadar var olandan çok farklı bir ortam bu. Bu duruma gelmemizde kuşkusuz ki haklı olmamızın büyük katkısı var. Irak sınırının öte yakasına yerleşmiş bir terör örgütü kendisine sağlanan askeri dokunulmazlıktan yararlanarak istediği zaman sınırı geçip saldırılarını yapıyor, sonra sınır ötesindeki kampına dönüp güvenlik içinde çalışmalarına devam ediyordu! Ne askeri, ne politik, ne de hukuki açıdan böyle bir şey kabul edilemezdi.
Fakat, uluslararası ortamda sırf 'haklı' olmak yetmez. Güçlü olmak ve bu güce dayanarak pazarlık edebilmek de gerekir. Türkiye son aylarda sergilediği aktif diplomasiyle bunu gerçekleştirdi.
Buraya kadar olup biteni anlıyorum.
Fakat anlamakta zorlandığım bir şey var. Dünyanın önde gelen devletleri ordumuzun sınır ötesi operasyon yapma hakkını teslim ederken, hatta ABD'nin yapığı gibi aktif olarak bu operasyona destek verirken, kendi vatandaşlarımızdan bazıları, 'barıştan yana' olma savıyla operasyona karşı çıkıyorlar!
PKK'nın sınır ötesi operasyon yapıp bizim askerimizi öldürmesi 'barış' oluyor, Türk askerinin buna aynıyla karşılık vermesi 'savaş' sayılıyor!
Çifte standardın bu kadarına da 'pes' doğrusu!
'Sınır ötesi operasyon yapılmasın' diyenlerin bir gerekçesi de, 'şimdiye kadar bu operasyonlar sorunu çözmedi' savıdır. Evet, sorun çözülmedi, çünkü salt askeri açıdan ele alındı. Sorunu bütün açılarıyla ele almak zorundayız. Ama ekonomik-kültürel-toplumsal boyutları göz önüne almak, sorunun askeri yönünü görmemek anlamına gelmemelidir.
Gece karanlığında yolunuzu kesen bir haydut elindeki silahı alnınıza dayadıysa, oturup sosyopsikolojik tahliller mi yaparsınız, yoksa haydudun elindeki silahı alarak onu etkisiz hale getirmeye mi çalışırsınız?
Önceliğiniz ne olur?