Eğlence

Hz. Ali'nin, "Satranç oynayan kişilerin selamını almam" dediği rivayet edilir. Bu rivayete dayanarak Osmanlı'da satranç zaman zaman yasaklanmıştır.

Hz. Ali'nin, "Satranç oynayan kişilerin selamını almam" dediği rivayet edilir. Bu rivayete dayanarak Osmanlı'da satranç zaman zaman yasaklanmıştır.
Humeyni döneminde İran'da da yasaklanmıştı.
Oysa İran'da satranç yaygın olarak oynanır ve bu ülke satrancın Avrupa'ya yayılmasında aracı olmuştur.
İran'ın geleneksel sporları arasında güreş, vücut geliştirme gibi güce dayalı sporlar satrançtan daha fazla yer tutar.
Osmanlı'da da halkın başta gelen eğlenceleri arasında güreş, okçuluk, cirit vardı. Kadınlar için de salıncağa (sadece bayram günlerinde) binmek yaygın bir eğlenceydi. Meydanlara büyük salıncaklar kurulur, kadınlar ve çocuklar keyiflerince sallanırdı. Fakat, kadınlarla erkeklerin bir arada olduğu toplu eğlenceler yapılmazdı. Ortaoyunu, meddah, gölge oyunu yaygındı, fakat tiyatro, bale gibi eğlencelerin yeri yoktu.
Batı ülkelerinde yaygın olan festivalleri, kadınlı erkekli eğlenceleri ne Osmanlı'da, ne de diğer İslam ülkelerinde görebilirdiniz. Türkler ağır başlı insanlardı. Ağır ağır konuşur, telaş etmeden hareket ederlerdi.
Avrupalı tacirler Müslüman olmayan kadınlarla evlenebilir veya onları cariye olarak alabilirdi. Ama Müslüman kadınla ilişki kurmanın cezası ölümdü! Hıristiyanlar arasında da şimdi İran'da olduğunu gördüğümüz 'muta nikâhı' vardı: Avrupalı tacirler Rum kızlarıyla süreli evlilikler yapardı. İngiliz seyyah Sandys'in 1610 yılında yazdığına göre Ege adalarında yaşayan Rum kızları yabancılarla evlenmeye pek istekli imiş!
Aslında bazı yerlerde Türk yönetimi Avrupalılara kendi ülkelerinde olduğundan fazla özgürlük tanıyordu.
Chevalier d'Arvieux'nün yazdığına göre, İzmir'de yaşayan Fransızlar karnaval zamanı "... sokaklarda maskeli Faslılar gibi siyah boyalı ve çıplak olarak koşarlar, Rumların evine girerler, içerler, dans ederler, keman çalarlar. Bu kadar serbestlik Fransa'da yasaktır. Türkler, Fransızların senenin bu zamanı çıldırdığına inanır." Fransızların çılgınca eğlencesi gece de devam edermiş.
Satrancın yasaklanmasına gelince... Acaba bu yasaklamanın gerçek ve tek nedeni Hz. Ali'ye atfedilen sözler midir, yoksa satrancın bir 'düşünce sporu' olmasında mıdır? Düşünen insan kadar tehlikeli bir insan olabilir mi? 12 Eylül yönetimi boşuna mı ortaöğretimde mantık derslerini kaldırdı ve felsefeyi seçimlik ders yaptı?
'Düşünce suçu' kavramını boşuna mı icat ettik?
Düşünce, yalnız tehlikeli değil, aynı zamanda üzüntü vericidir. 'Endişe' sözcüğünün asıl anlamı 'düşünce'dir. 'Efkâr' ise 'fikir'in çoğuludur,
üzülmek anlamına kullanıyoruz.
'Düşünce' ile 'üzüntüyü' bu kadar birbirine bağlayan başka bir toplum var mıdır, bilmiyorum. Daha kabaca ifade edecek olursak.. 'Düşün düşün zordur işin' diyebiliriz.
Veya: "Nasıl eğlendiğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!"