Empati, sempati, antipati

Diyelim ki en basitinden bir fıkra anlatıyorsunuz. "Komutan erleri dizmiş, en önde duran Memed'e sormuş...

Diyelim ki en basitinden bir fıkra anlatıyorsunuz. "Komutan erleri dizmiş, en önde duran Memed'e sormuş:
"Söyle bakalım Memed, vatan nedir?"
"Benim anamdır komutanım!"
"Aferin Memed. Peki sen söyle Ali, vatan nedir?"
"Memed'in annesidir komutanım!"
Seneler önce bu fıkrayı dinleyen bir üniversite öğrencisi anlatan kişinin yüzüne bakıp, 'Ee, sonra?' deyince şaşırıp kalmıştım. Bir fıkra anlatmanın en sevimsiz yönü, karşı tarafa neden gülmesi gerektiğini açıklamak zorunda kalmaktır. O kadar açıklamadan sonra fıkrayı dinleyenin kahkahalarla gülmesini bekleyemezsiniz. Aslında gülse de işin tadı kaçmıştır.
Hrant Dink'in cenazesinde atılan 'Hepimiz Ermeniyiz' sloganının yol açtığı tepkiler de biraz böyle oldu. Koca koca adamların şöyle homurdandığını gördük:
"Ne demek 'Hepimiz Ermeniyiz? Hepimiz Türk vatandaşı değil miyiz? Adımız da Ahmet, Mehmet değil mi?"
İyi niyetli vatandaşlar sabırlı bir öğretmen gibi açıklamaya giriştiler: "Yanlış anlıyorsunuz. Burada bir benzetme yapılmaktadır. Edebi bir oyundan ibarettir. Hani bir zamanlar Kennedy 'Ben bir Berlinliyim' demişti ya, öyle bir şey. Korkmayın, kimse durup dururken Ermeni olmaz."
'Hayır, biz Ermeni değiliz' diye dehşet içinde bağıranlar anladı mı bilinmez, ama bir fıkranın gülünecek yerini açıklamak nüktenin tadını
nasıl alıp götürüyorsa, bu sloganı açıklama çabaları da aynı etkiyi yarattı.
Haluk Şahin de pazar günkü yazısında Daniel Lerner'ın ünlü kitabından söz ederek bir açıklama çabasına girmişti. Özet olarak, "Hepimiz Ermeniyiz demek, aslında cinayet yüzünden mağdur duruma düşen insanların duygularını paylaşmak, onlarla empati kurmak anlamına gelmektedir. Empati yeteneği çağdaşlaşmanın bir sonucudur" diyordu.
Doğrudur. Ama empati kurma konusundaki kısırlığımız sadece bundan ibaret değil ki. Bir okurum mesaj göndermiş. "Sizin Radikal gazetesindeki
sokak kedileri ile ilgili eski bir yazınız bana bu iletiyi yazma cesareti verdi. Birkaç yıldır oturduğumuz sitenin bahçesinde doğan kedileri besliyorum.
(Biri sakat olmak üzere, iki tane de evde var.)
Ve karşımda bu duruma tepki duyan kişiler bulunuyor. Bu nedenle dişi kedileri ameliyat ettirerek en azından çoğalmalarını önlemeye çalışıyorum.
Eşim son iki yıl site yöneticiliği yaptığı için bu konudaki tepkileri bu boyutta değildi. Bu yıl yönetimin değişmesine paralel olarak sesler yükseldi. Son genel kurul toplantısında sitedeki kedilerin beslenmemesi ve bu konuda önlem alınması için yeni yönetime yetki verildi. Kişiler bu karardan güç alarak eylem yapıyor, örneğin mama kabını atıyorlar. Kedileri beslemeye devam edersem savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını söyleyenler bile çıktı."
Okurum, bundan yılmadığını, kedileri beslemeye devam edeceğini söylüyor ve benim ne önereceğimi soruyor.
Önerim, elbette kedileri beslemeye devam etmesidir. Şu soğuk kış gününde aç bir kedi yavrusuna empati beslemeyen, acımayan komşuları olduğu için üzgünüm. Ama acıma duygusu kıt olan insanlar o kadar çok ki. Bu konuda ne yapılabilir, bilmiyorum işte.