Erkekler, doktorlar

Abdullah Gül, 'Erkek olmak gerek' gibilerinden bir laf etti, hep birden tepki gösterdik: 'Ne yani kadınlar cesur olamaz mı?' Olur elbette. Hatta çoğu kez erkeklerden daha da cesur olurlar.

Abdullah Gül, 'Erkek olmak gerek' gibilerinden bir laf etti, hep birden tepki gösterdik: 'Ne yani kadınlar cesur olamaz mı?' Olur elbette. Hatta çoğu kez erkeklerden daha da cesur olurlar.
Ama 'erkek' lafını ağzımıza almamak, 'erkeksen' tavrını değiştiriyor mu?
Hiç de değil. Bu kez de 'erkek' sözcüğünü kullanmadan aynı şeyi yapıyoruz.
Özellikle miting meydanlarında.
"Erkeksen Apo'yu as da göreyim!"
"Yok yav, madem erkektin de sen niye asmadın? Hem hazır hükümetteydin!"
"İp mi bulamadın? Al sana ip. Yağlı. İngiliz siciminden!"
"Ne yani beni ipsiz mi sandın?
Erkeksen sen Doğu illerine bir git de boyunun ölçüsünü al bakalım!"
Ataerkil bir toplum olduğumuzdan üstünlüğümüzü erkekliğimizle kanıtlamaya çalışıyoruz. Parlamentoya neden az sayıda kadın milletvekili gönderdiğimizin sırrı burada.
Ya anaerkil bir toplum olsaydık nasıl olurdu dersiniz? Herhalde 'sen erkeksen' diye başlayan nutuklar atmazdık. Orada tartışmanın nasıl gelişebileceğinin bir örneğini Pasifik Okyanusu'ndaki küçük bir adadan verebiliriz.
Bu ada halkı anaerkildir. Yani kadınlar ne derse, o! Bu adada kadınlar tartışmaya başlayınca köy halkı çevrede toplanıp tartışmayı izler. İki kadın birbirini mat etmek için her şeyi söyler. Biri yenilirse, yenilgiyi kabul ederek çeker gider ve tartışma kesilir.
Tartışmada iki taraf da yenilgiyi kabul etmezse ne olur? İşte o zaman tartışmacı kadınlar çevrede toplanmış olan kalabalığın hakemliğine başvururlar. Ama jüriden beklenen şey bizim ataerkil ölçülerimize göre normalin biraz dışındadır. Tartışmacı kadınlar donlarını indirir ve mahrem yerlerini jüri görevini üstlenen izleyicilere gösterirler.
'Kiminki daha güzel?'
Kiminki daha güzel diye oyların çoğunluğunu alırsa, tartışmayı o kazanmış sayılır!
Umarım biz o aşamaya gelmeyiz.
Akıl almaz işler oluyor. İngiltere'de bombalı otomobilleri düzenleyen sekiz teröristten altısı doktor çıktı! Okut, besle büyüt, can kurtarsın diye, adam sonunda terörist olsun!
Bunu onaylamak mümkün değil. Derken internette bir yorum ilişti gözüme. Bir doktorumuz şunları söylüyor: "Sürpriz değil" diyor kıymetli doktorumuz, "eğitim görmüş kişiler Batı'nın yaptıklarını daha iyi algılıyorlar!" Yani adamlar haklı, doğru bir iş yapıyorlar, demeye getiriyor. Terörist olmak için eğitim ve zekâ gerekirmiş.
Aynı mantığa göre İstanbul'da patlayan bombaları, Ankara'da canlı bombaların marifetlerini ve bundan sonra başımıza gelecekleri 'normal' hatta 'iyi' karşılamamız mı gerekecek?
Bir terör olayında yaralanıp düşenleri tedavi edecek doktoru, 'Senin dünya görüşün nedir?' diye sorgulamamız mı gerekecek? 'Batılılara ölüm!' diyen bu anlayışa hastaları nasıl emanet edeceğiz? Bu İngiliz, öldürelim, bu Amerikalı, öldürelim... Sonu olmayan bir yolculuk bu.
Hoş, 11 Eylül saldırısını düzenleyenlerin pek çoğu da mühendisti, eğitim görmüş meslek sahibi kişilerdi.
Doktor, mühendis, bilim adamı olmadan önce insan olmak gerekiyor galiba. Nazi toplama kamplarını da iyi eğitilmiş kişiler, araştırma yapan doktorlar yönetiyordu, değil mi?