Evlerinin önü kurşun

Önemli olan Avrupa Birliği'ne katılmak değil, Avrupalı gibi olabilmektir. Şimdi gözlerimiz, kulaklarımız ve beynimiz 17 Aralık tarihine kilitlendi. Tarih alacak mıyız, alırsak nasıl alacağız...

Önemli olan Avrupa Birliği'ne katılmak değil, Avrupalı gibi olabilmektir. Şimdi gözlerimiz, kulaklarımız ve beynimiz 17 Aralık tarihine kilitlendi. Tarih alacak mıyız, alırsak nasıl alacağız...
Bu arada. Mardin Kızıltepe'de yaşananlar AB'yle aramızdaki mesafenin ölçüsü gibi durmuyor mu? 12 yaşında Uğur ve babasını polisler öldürdü. Evlerinin önünde 'Dur!' ihtarına uymadıkları için. (Valilik ilk açıklamasında ölenlerin karakola saldırdığını ileri sürüp, sonraki açıklamasında bu iddiadan vazgeçti!)
Eski halk şiirimizin bilinen bir deyişidir: 'Evlerinin önü susam, su bulsam da çevremi yusam...' 'Evlerinin önü mersin, sular akar tersin tersin.' Şimdi yeni moda bu olacak: 'Evlerinin önü kurşun, polisler çocuk vursun.' Evlerinin önünde 'Dur!' ihtarına uymadıkları için.
12 yaşındaki çocuğa 13 mermi. Dokuzu sırtından. Sekiz mermi de babasına.
Şimdi sevinecek miyiz AB'den görüşme tarihi aldık diye?
Karşı komşum ve adaşım Yıldırım Türker dün güzel bir yazı yazmış: 'Neden susuyoruz?' diyordu feryat edercesine.
Evet, neden susuyoruz? Basın olarak neden bu olayı yeteri kadar önemsemedik? Gerçi dünkü Radikal, Kızıltepe olayını manşete taşımış ve ayrıntılarıyla ele almıştı, ama basının genel olarak bu konuya yeterli ilgiyi göstermediği ortada.
İsterseniz karşılaştırmak için şu olayları anımsayalım: Stat cinayeti... Günlerce bütün basın manşetten verdi, televizyonlar tartışma pogramları yaptı, konu en yüksek düzeyde ele alındı, yasal önlemlerin alınması gündeme geldi.
Kapkaççılar tarafından trenden atılan gencin ölümü. O da günlerce manşet oldu, tartışıldı, hükümet düzeyinde önlemler düşünüldü, televizyonlarda haber programlarında ele alındı.
Neden Mardin Kızıltepe olayı aynı ilgiyi görmedi?
Çocuklara karşı ilgisiz olduğumuz için mi? Sanmıyorum. Bakın Manisa'da polisin çocuklara yaptığı işkence olayını. Basın, senelerce peşini bırakmadı. Çünkü işkence görenler çocuktu.
Basın, polisi eleştirmezken çekindiği için mi? Değil. Polisin yaptığı işkenceler ve yargısız infazlar basında her zaman yer bulmuştur.
Öldürülenler Kürt kökenli olduğu için mi?
Öyle gibi görünse de, bu da tam olarak gerçeği yansıtmıyor olabilir. Asıl sorun, olayın uzak bir doğu kasabasında geçmesidir. Ölenler Türk de olsa, Kürt de olsa, benzer bir tepkisizlikle karşılanacaktı, çünkü gazetelerin, televizyonların, kamuoyunu oluşturan merkezlerin çook uzağında yer alıyordu.
Asıl mesele, haberleri değerlendirip öncelik sırasına koyanların olaya nasıl baktığıdır: Futbol maçında öldürülen genç çocuk veya trenden atılan üniversite öğrencisi, gazete veya teklevizyon yöneticilerinin çocuğu veya kendisi de olabilirdi. Oysa Mardin Kızıltepe buradan bakılınca o kadar uzak gözüküyor ki. Aynı olay İstanbul'un veya Ankara'nın göbeğinde geçseydi (ölenlerin etnik kimliği ne olursa olsun) çok daha büyük bir tepkiyle karşılaşacak ve günlerce manşetten inmeyecekti.
Basın sorumluları bunu bilinçli olarak yapmıyorlar elbette. Bilinçsiz olması daha iyi olduğu anlamına da gelmez. Belki de daha kötüdür, değil mi?