Ezberi bozulanlar

Son mitingler ilginç tepkilere eden oldu. AKP'nin önde gelenleri önce küçümsemeye çalıştı: </br>&quot;Ne milyonu canım, biz o kalabalığı arka cebimizden çıkarırız.&quot;

Son mitingler ilginç tepkilere eden oldu. AKP'nin önde gelenleri önce küçümsemeye çalıştı:
"Ne milyonu canım, biz o kalabalığı arka cebimizden çıkarırız."
Sonra işin ciddiyetini görünce işitme güçlüğü başladı:
"Tamam, kalabalık olmaya kalabalık ama, ne istiyorlar acaba?"
"Türkiye laiktir, laik kalacak!"
"İşitemiyorum, ne dediniz?"
"Çankaya'ya imam istemiyoruz!"
"Ses gelmiyor! İşitemedim!"
Bazı aydınlar, yazarlar, çizerler de mitingleri küçümsemeye, hatta hakarete varan ifadelerle eleştirmeye kaktılar. Mitinglerin 'laik ve Atatürkçü' niteliği sinirlerini bozmuştu. Senelerdir okudukları kitaplardan ve yaptıkları yorumlardan biliyorlardı ki laikler ve Atatürkçüler 'halk' değildi, onlar 'bürokrattı, askerdi, öğretmendi, kravat takardı, meydanları dolduramazdı.' Ve ezberlerine göre, laikler ve Atatürkçüler demokrasiye karşıydı, askeri darbe yanlısıydı.
Bu mitingler onların da ezberini bozdu. Sıradan işçiler, başörtülü başörtüsüz kadınlar, esnaf ve kadınlar, kadınlar bağırıyordu, 'Türkiye laiktir laik kalacak!' Ve hemen ekliyordu: 'Ne askerin postalını istiyoruz ne de imamın takunyasını!'
Askeri darbe istemeyen, demokrasi isteyen, 'Biz siviller olarak sorunları çözeriz, darbe yanlış olur' diyen Atatürkçüler! Ezberi bozulanlar bu işe pek kızdı. İşi küfretmeye kadar vardırdılar.
Yalnız içerdekilerin değil, dışardakilerin de ezberi bozuldu. Türkiye'de pek de farkında olmadıkları bir demokratik potansiyel olduğunu, laiklikle demokrasiyi bir arada yürütecek bir birikim olduğunu gören yabancılar da Türkiye'ye yeni bir gözle bakmaya başladılar. Fransa'da sosyalistlerin cumhurbaşkanı adayı Royal, sağın adayı Sarkozy'nin "Türkiye'nin adaylığına karşıyım" sözlerine şu karşılığı verdi, "Türkiye'ye kapıyı kapatamayız. Son mitingi gördünüz mü? Demokratik, laik harekete destek olmalıyız!"
Son gelişmelerin Türkiye-AB ilişkilerinde olumlu etkileri olursa hiç şaşmayalım.
Laikliğin de, demokrasinin de (hatta ulusçuluğun da) en sağlam dayanağı güçlü bir orta sınıfın varlığıdır. O sevimsiz deyimle, burjuvazidir.
Son mitingler Türkiye'de siyasal bilinci gelişmiş, olgunlaşmış, etkili, kendisine güvenen bir orta sınıfın varlığını göstermektedir.
Ben iyimserim. Bu kargaşadan iyi şeylerin çıkabileceğini düşünüyorum. Eski şarkının söylediği gibi, denizler durulmaz dalgalanmadan!