Geç kalmış kapitalizm

Datça'ya gitmekten korkuyor çoğu insan. Yolları dar ve bozuk sanıyorlar. Aslında yollar düzeltildi, ama ben kimseye söylemiyorum, insanlar kalabalık etmesin diye.

Datça'ya gitmekten korkuyor çoğu insan. Yolları dar ve bozuk sanıyorlar. Aslında yollar düzeltildi, ama ben kimseye söylemiyorum, insanlar kalabalık etmesin diye.
Yazları tatilimizi Datça'nın Mesudiye Köyü'nde geçiriyoruz. Buraya ilk geldiğimizden bu yana çok şey değişti. 18 yıl önce ilk geldiğimizde gözden ırak sakin bir yerdi burası. Televizyon yayını alamazdık. Köyde bir postane ve onun da tek bir telefonu vardı. Çoğu zaman bozuk olan bir telefon!
Elektrik, keyfi istediği zaman gelir giderdi.
Uygar dünyadan kopmuş gibi bir hal vardı!
Her şey nasıl da değişti!
Önce sokağa jetonla çalışan genel bir telefon geldi. Arkasından her eve bir telefon. Sonra cep telefonu. Artık televizyon yayını çok net alınıyor.
Ve son gelişme: Şimdi kablosuz internet bağlantısı var! Bu yazıyı internetle gazeteye göndereceğim!
Bu gelişmeler elbette salt Mesudiye Köyü'ne özgü değil! Türkiye kımıl kımıl, durmadan değişen bir ortam. Çoğu zaman durum değerlendirmesi yaparken bu büyük değişim dinamiğini unutuyoruz. Ve yanılıyoruz!
Değişim her zaman olumlu yönde olmuyor kuşkusuz. Türkiye'nin mikrokozmosu gibi gözüken Mesudiye'den örnekler.
Bir zamanlar 'serbest saha' olan kıyılar, gecekondu gibi 'turistik' tesislerle dolup taşıyor artık. Çoğu ruhsatsız. Plana aykırı. Çirkin. Ama para getiriyor.
Çoğu için yıkım kararı alınmış, ama yıkılamıyor.
"Neden yıkılamıyor?"
"AKP'den politik koruma var da ondan!"
Ve bunlar gizli kapaklı değil, ortada olan şeyler!
Yenilikler bunlardan ibaret değil kuşkusuz.
Bir de yeni bir ilgi alanı var: Borsa!
'Merhaba!' demeye görün, hemen borsadan söz etmeye başlıyor insanlar. Herkesin elinde bir dizüstü bilgisayar, durmadan borsayı izliyorlar!
Evet, ülkemizde çok şey değişiyor. Olumlu ve olumsuz yanlarıyla. Özal'dan Erdoğan'a uzanan bir çizgi üzerinde geç kalmış bir kapitalizmin çeşitli yönlerini hep birlikte yaşıyoruz.
Hızlı çekilmiş bir film gibi.
Ne yaşadığımızın farkına varmadan ikinci kare geliveriyor!
Böylesine hızla değişen bu ortamda kimsenin yeri garanti değildir. Hz. İsa'nın dediği gibi, sondakiler baş olabilir, baştakiler sonda kalabilir! Hiç şaşırmamak lazım!