Generalleri ağlatan adam!

Türk siyasal yaşamına en fazla etki eden okul hangisidir? İlk akla gelenler Harbiye, Mülkiye, İstanbul ve Ankara hukuk fakülteleri olur.

Türk siyasal yaşamına en fazla etki eden okul hangisidir? İlk akla gelenler Harbiye, Mülkiye, İstanbul ve Ankara hukuk fakülteleri olur. Ama en az bunlar kadar (belki daha da fazla) etkili olan bir okul vardır: İTÜ, İstanbul Teknik Üniversitesi!
Kolay değil, 1960'lardan başlayıp 1990'lara kadar uzanan hareketli bir döneme damgasını vuran liderler bu okuldan yetiştiler. Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Turgut Özal. Bu listeye isterseniz Recai Kutan'ı ve İTÜ'den yetişen orta sıklet politikacıları da ekleyebilirsiniz. Fakat sağ kanatta başa güreşenler bu üç liderdi.
Neden bir dönem 'mühendis politikacılar' bu kadar etkili oldu? 'Sanayileşen Türkiye'yi daha iyi anladıkları için mi?' Belki. Böyle düşünen siyaset bilimcileri vardır. Belki de salt rastlantıdır.
Gerçi Demirel 'barajlar kralı' imajıyla, Erbakan da 'Gümüş Motor Fabrikası' imajıyla politikada prim yapmaya çalıştılar, ama Turgut Özal mühendis kimliğiyle girmedi politikaya. O daha çok 'iktisatçı' olarak karşımıza çıktı. Tıpkı Tansu Çiller gibi.
Demirel, mühendislikten kaynaklanan 'hesap adamı' imajından çok yararlandı. Güçlü belleğine kaydettiği sayılar, oranlar, isimler.. de hesap adamlığını kanıtlamasına yardımcı oluyordu.
Öte yandan, mühendis kimliğine ters düşse de, Necmettin Erbakan'ın hesap adamlığı ile uzaktan yakından ilişkisi yoktu. Erbakan gerçeklere uymaya çalışmadı, gerçekleri kendisine uydurdu.
O zaman da gerçekler gerçek olmaktan çıkıverdi.
Pek kendine özgü bir mühendisti yani.
Erbakan'ın şu sözlerini unutmak mümkün müdür: 'İslam Birleşmiş Milletleri kuracağız', 'İslam NATO'su kuracağız', 'İslam Ortak Pazarı kuracağız', 'İslam dinarı basacağız' (nitekim bastırdı da, yalnız sadece tek bir Dinar basıldığı için tedavüle giremedi), 100 bin tank, 100 bin uçak yapacağız...
'Hesap adamı' olan bir insanın edeceği laflar mı bunlar?
Milliyet'te Devrim Sevimay Erbakan'la yaptığı söyleşide soruyor: "28 Şubat niçin yapıldı?" Erbakan'ın yanıtı: "Laiklik kılıftı. Asıl sebebi, bir, denk bütçe yaptık. İki, devletin özel bankalardan borç almasını önleyen havuz sistemini kurduk. Üç, Türkiye'yi İslam ülkelerinin lideri yapacak D-8'leri kurduk."
Erbakan'ın niyeti açıktı: Önce İslam ülkelerini, ardından da bütün dünyayı kurtaracaktı.
Ama izin vermediler.
Erbakan konuşmasını sürdürüyor: "Milli Görüş açısından en sağlam kuruluş ordumuzdur. 200 generale konferans verdim, 200'ü de ağladı! Bugün de 200 generali getirin, ben yine ağlayacaklarını ve boynuma sarılacaklarını biliyorum."
İkide bir yüzlerce generali hüngür hüngür ağlatan tehlikeli birine ordu muhtıra vermesin de ne yapsın Allah aşkına?
Erbakan, Saadet Partisi'nin mitinglerine misafir sanatçı olarak çıkıyor. Allah selamet versin. Erbakan'ın mühendisliği biraz 'toplum mühendisliğine' benziyor. Bir elinde pergel, bir elinde gönye, umurunda mı dünya!