Gizli otoriterlik

Hep bir imaj yayılmaya çalışılıyor: AKP rejim tarafından susturulmuş insanların partisidir. 'Merkezdekilerin' değil, 'çevredeki' insanların partisidir.

Hep bir imaj yayılmaya çalışılıyor: AKP rejim tarafından susturulmuş insanların partisidir. 'Merkezdekilerin' değil, 'çevredeki' insanların partisidir. Onun için de halkı anlar, demokratiktir, insanlara tepeden bakmaz. Tek parti döneminde öyle miydi ya? CHP'ye bağlı bürokrat politikacılar halka tepeden bakar, halkı küçümser, otoriter tavırlar sergilerdi...
İmaj bu. Ve insanların çoğu da fazla irdelemeden bu imajı benimsiyor. Gözümüzün önünde olup bitenlere rağmen...
Birkaç gün önce Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın Manisa'da konuşan bir köylüye söylediklerine bakın: "Sen sus!" diyor pancar gibi kızarmış bir suratla, "seni kim yolladı buraya terbiyesiz!" Sonra ağır darbe geliyor: "Ben Meclis Başkanıyım!" (Meclis Başkanı olarak seçim kampanyası yapamayacağı gerçeği umurunda değil!) Ve devam ediyor: "Kemal Anadol söz ister, Deniz Baykal söz ister, ben söz veririm!" (Yani sayın Arınç, 'Görüyor musun, ben ne kadar önemliyim, sesini fazla çıkarma' demeye getiriyor.)
Oy istedikleri halka kızmayagörsünler, otoriter kimlikleri hemen su yüzüne çıkıyor. Arınç'ın ettiğinin, Mersin'de köylüye 'Ananı da al git' diyen Erdoğan'ın ifadesinden bir farkı var mı ki?
Ya da cumhurbaşkanı seçiminde tek seçici rolünü üslenen Erdoğan'ın o tutumunun demokratik olduğunu söylemek ne kadar mümkündür?
Tek parti dönemi otoriter bir dönemdi. Dünya çapında bir devrim gerçekleştiriliyordu. Bugün Pakistan, İran, Irak, Afganistan.. gibi değilsek, o devrimler sayesindedir. Ama tek parti döneminde rejim ne kadar sertleşirse sertleşsin, devletin önde gelen kişilerinin halka dönüp, 'Ananı da al git' veya 'Sus konuşma, ben önemliyim, ben konuşacağım' dediğini kimse işitmedi. Ne Atatürk, ne İnönü, ne Celâl Bayar böyle konuştu. Ne de CHP'nin sonraki ve şimdiki liderleri böyle konuştular.
Tabii ki CHP liderlerinin konuşmalarına özen göstermesi (çok iyi bir hatip olduğu halde Ecevit konuşmalarını önceden daktilo eder ve okuyarak konuşurdu) kendi başına onları demokrat kılmaz. Ama AKP liderlerinin ağzından kaçan bu otoriter ifadeler onların demokratlığı konusunda ciddi kuşular duymamıza neden olabilir.
Ortalıkta kamuoyu yoklamaları uçuşup duruyor. Birinde bakıyorsunuz AKP yüzde 40'larda, diğerinde yüzde 30'un altına düşmüş. Hangisine itibar edeceğimi bilemiyorum. Ama itiraf edeyim ki yüzde 40 oy alarak iktidara gelecek olan bir AKP beni korkutuyor. Zorla bastırdıkları şu otoriter eğilimler ikinci iktidar döneminde olgunlaşır, eskilerin deyişiyle 'neşvünema' bulur mu korkusu ağır basıyor.
Tamam, demokratik yanı göze çarpan bir vitrin sergilediler. Zafer Üskül gibi demokratik kişiliği göze çarpan adayları var. Ama AKP'nin asıl karar vericilerinin demokratlığı konusunda ciddi kuşkular taşıyorum.
Ve 'demokratiklik', 'otoriterlik' gibi özellikler kişilik yapısıyla ilgilidir. 'Biz değiştik' demekle bir anda değişemeyen özelliklerdir bunlar. Sakin bir yüzeyin altına fokur fokur kaynayan bir kazan gibi, taşacakları zamanı bekler dururlar.