Gül suyu

Sözüm ona uzlaşmayla ve danışmayla bir aday belirlendi: Abdullah Gül! Onca danışma toplantısı olmasa farklı bir aday mı olacaktı? Hayır gene Abdullah Gül aday olurdu.

Sözüm ona uzlaşmayla ve danışmayla bir aday belirlendi: Abdullah Gül! Onca danışma toplantısı olmasa farklı bir aday mı olacaktı? Hayır gene Abdullah Gül aday olurdu.
O halde bir aydır sürüp giden o danışma toplantıları ne işe yaradı, bilmiyorum.
Gül'ün adı açıklanmadan önce Vecdi Gönül'ün adı ön plana çıkmıştı. 'AKP'den ve Meclis içinden' olacaksa en iyi isimdi Gönül. Askerle barışık, adı aşırılıklara karışmamış, AKP dışında da saygı uyandıran bir kişiydi. "Akıllıca bir seçim" demiştim Vecdi Gönül için.
Ama ne olduysa oldu, dün Abdullah Gül'ün adı açıklandı.
Gül de elbette saygın bir kişidir. Yıllardır Dışişleri Bakanlığı yapıyor. Akademisyen kökenlidir. Fakat, aynı zamanda başörtülü eşi üniversiteye alınmadı diye Türkiye Cumhuiyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava açan da sayın Gül'den başkası değildir.
AKP liderliği has evlatlarından birini Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyor. Gül'ün Erdoğan'dan pek bir farkını göremiyorum. Üslup farkı var belki. Erdoğan'ın kaba ve kavgacı bir üslupla söylediğini Gül biraz daha serinkanlı biçimde, yabancı dil bilen o kişilere özgü duraklamalarla, 'ıııh' demelerle ifade ediyor. Onun ötesinde pek bir farkları yok.
En büyük sorun da burada, bir farklarının olmamasında yatıyor.
Birincisi, hâlâ AKP'ye kuşkuyla bakan bir kitle var (ki ben bunlardan birisiyim) ve Gül'ün Cumhurbaşkanı olması, bu kitlede 'Eyvah, kuşatılıyoruz galiba' endişesini ve tepkisini artıracaktır. Önemli olan gerçekten kuşatılıyor olmak değil, fakat böyle hissetmektir. Daha az AKP damgasını taşıyan başka biri böyle bir duygunun uyanmasını engelleyebilirdi.
İkincisi, Başbakan'ın bir kopyası Cumhurbaşkanı olursa, aynı mantaliteyle aynı hataları yapmaları kaçınılmaz olacaktır. Ahmet Necdet Sezer'in oynadığı uyarıcı ve frenleyici etkiyi Gül'ün yapması beklenemez.
Erdoğan+Gül iktidarının en büyük gafleti, AKP yönetiminin başladığı, ancak Sezer engellediği için tam olarak gerçekleştiremedikleri 'kadrolaşma' atılımını sonuca ulaştırma girişimleri olacaktır. Devletin hemen her kademesinde kendi 'adamlarını' yerleştirmeye çalışıyorlar. Bu çaba bundan sonra daha da hızlanacaktır. Ve bu gelişme kuşatılmışlık duygusunu daha da artıracak, 'Laiklik elden gidiyor, devlet elden gidiyor' endişesini körükleyecektir.
AKP'yi oluşturanların en büyük icatlarından birisi geçmişte 'türban' olmuştu. Başörtüsünün yarı askeri, yarı üniforma gibi olan bir biçimiydi türban. Sezer, beğenin veya beğenmeyin, kendince bir çözüm getrirdi, 'Kamusal alanda giyilemez' diyerek türbanı Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne sokmadı. Gül nasıl bir çözüm bulacak, göreceğiz. Fakat, türbandan daha büyük sorunu, kadrolaşma atağında yaşayabilirler.
AKP dışından ve Meclis dışından, herkesin saygı göstereceği bir aday olsa, yaşanmayacak pek çok sorun, Pandora'nın kutusu açılacak ve ortalığa saçılacak.
Allah hepimize kolaylık versin!