Güneş gözlüğünün kerameti

Tamam, Amerika'nın Irak'ta yapıp ettikleri yanlıştır, büyük hata etmiştir, en ağır biçimde eleştirmeliyiz. Fakat iş Amerika'yı eleştirmekle bitmiyor ki!

Tamam, Amerika'nın Irak'ta yapıp ettikleri yanlıştır, büyük hata etmiştir, en ağır biçimde eleştirmeliyiz. Fakat iş Amerika'yı eleştirmekle bitmiyor ki!
Ortadoğulular kendilerini eleştirmeyi de becerebilmelidir. Bunu yeteri kadar yaptıkları söylenemez.
Sağa sola saldıran, önce İran'ı, sonra Kuveyt'i işgale kalkışan Saddam'ın ve Irak'ın, olup bitenlerde hiç mi günahı yoktu? Şu sırada sürüp giden iç savaşta en hunharca yöntemlerle sivil halka şiddet yöneten Iraklıların eli çok mu temiz? Irak'taki şiddete en iyi ihtimalle kayıtsız kalan, daha kötüsü bu acımasız savaştan yararlanmaya çalışan İslam ülkelerine ne demeli?
Bu gözlemleri salt Irak için yapmak yeterli değil, genel olarak İslam ülkelerinin ciddi bunalımlar yaşadığı söylenebilir. Endonezya'dan Nijerya'ya kadar uzanan büyük coğrafyada yer alan İslam ülkeleri ciddi toplumsal siyasal bunalımlar yaşıyor, sarsıntılar geçiriyor. İslam ülkeleri arasında nispeten gelişmiş bir ülke sayılan Türkiye'nin haline bakın: Bunca sene demokrasi deneyimi olan bu ülkede bir cumhurbaşkanlığı seçimi bile sıradan bir iş olmaktan çıktı, potansiyel bir bunalım nedenine dönüştü.
Bizim durumumuz gene de fena değil. Geçenlerde Pakistan'dan gelen bir haber beterin beteri var dedirtti. Son günlerde Pakistan'ın başkenti İslamabad, İslamcı sokak gösterilerine sahne oluyor. Sakallı medrese öğrencileri ellerinde sopalarla DVD ve müzik dükkânlarını basıp dükkân sahiplerine 'Burayı kapat, yoksa fena olur' tehdidinde bulunuyorlar. Topladıkları DVD ve CD'leri meydanlarda, parklarda ateşe veriyorlar. Kadınları yol ortasında taciz edip, 'günahlarını itiraf etmeye' çağırıyorlar. Hint ve Pakistan film müziklerinin günah olduğunu, çalınamayacağını söylüyorlar. Medrese öğrencilerinin lideri, kendi şeriat mahkemelerini kuracaklarını söylüyor!
'Pakistan'ın ılımlı İslam'ı radikal İslam'a mı dönüşüyor' sorusu akla geliyor ister istemez.
Endonezya'da yerel yönetimleri eline geçiren şeriatçıların uygulamasına göre bütün kızlar okula türbanla gitmek zorunda. Müslüman olmayan, Hıristiyan olan kızlar için de geçerli bir karar bu!
Afganistan'da Kâbil'de görev üstlenen Türk askerlerine verilen bir emir şöyle: "Görev başında güneş gözlüğü takılmaması, izin almadan fotoğraf çekilmemesi ve Afgan kadınlarla diyaloğa girilmemesi" isteniyor.
İnsan ister istemez merak ediyor: Fotoğraf çekilmemesi ve kadınlarla konuşulmaması gerektiğini anlıyoruz, ama güneş gözlüğü neden yasaklanıyor? Cevap çok basit: Afganlılar güneş gözlüğü takanların insanları çıplak göreceğine inanıyormuş da ondan!
Belli ki Afganlı biraderlerimizin aklı fikri cinsellikte! 'Bizde öyle değil mi sanki' demeyin. Hiç olmazsa güneş gözlüğü takabiliyoruz. En azından şimdilik!
'Türkiye bir dünya devletidir' diye son derece anlamsız bir laf etmeye meraklıdır politikacılarımızdan bazıları. Herhalde 'Birinci sınıf bir devlettir' demek isterler. Ama bu doğru değil. Kişi başına düşen ulusal gelir 25-30 bin doları bulmadan, eğitim ve sağlık sorunlarını çözmeden, teknoloji üretimine geçmeden, insan haklarına, düşünce ve örgütlenme özgürlüklerine, kadın haklarına saygılı olmadan, birinci sınıf bir devlet olamayız.
Yalnız biz değil, İslam dünyasını oluşturan 50 kadar devletten hiçbirisi birinci sınıfta değildir. Bangladeş, Pakistan, Afganistan, Suudi Arabistan, Sudan, Somali, Nijerya... Kaçıncı sınıfta yer alırlar dersiniz?
Gelecek on yıllarda, İslam ülkelerinin modernleşme serüvenlerine, iç ve dış çalkantılarına tanık olacağız. Sancılı bir süreç olacağından emin olabilirsiniz.