Hak etmek!

Erdoğan'la Gül arasında bir nezaket yarışıdır gidiyor: "Cumhurbaşkanlığı senin hakkındı!"

Erdoğan'la Gül arasında bir nezaket yarışıdır gidiyor: "Cumhurbaşkanlığı senin hakkındı!"
"Estağfurullah, ne demek, senin hakkındı! Cumhurbaşkanlığı ne ki. Mümkün olsa da daha fazlasını verebilsek. Senin gibi bir Türk büyüğüne az bile!"
Bu centilmenlik yarışını görünce gözlerim yaşarıyor!
Ve bir şeyi çok merak ediyorum. Cumhurbaşkanlığına nasıl layık olunur? Ben çok çalışsam çabalasam bir gün cumhurbaşkanlığına layık olabilir miyim acaba?
Olamam sanırım.
Olamam, çünkü şimdiye kadar eşim Türkiye Cumhuriyeti'ni yabancı bir mahkemede dava etmedi. Hem de başörtüsü takma uğruna.
Ben cumhurbaşkanlığına layık olamam, çünkü laiklik aleyhine konuşmalar yapmadım, 'Gün gelecek, laik cumhuriyet şeriata boyun eğecektir' diyen kişileri kendime müsteşar olarak atamadım, 'hâlâ aynı fikirde olduğunu' söyleyen bu kişiyi milletvekili yapmadım, 'Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, cemaat ordumuz' diye halka 'kalkın ey ehli vatan' mesajı veren konuşmalar yapmadım, devletin partiye verdiği yardımı usulsüz olarak kullanmadım, senelerce şeriatı savunan, Atatürk'ün annesinin genelev kadını olduğunu söyleyen kişilerle aynı partiye baş koymadım!
Bu nedenle benim hiç şansım yok. Cumhurbaşkanlığı benim hakkım değil! Hatta bundan sonra Köşk'ün önünden bile geçmeme izin vereceklerini sanmıyorum!
Ama bütün bunlara bakıp cumhurbaşkanı olmak için Atatürkçülüğe karşı olmak gerektiğini sanmayın. Atatürkçü olarak da cumhurbaşkanı adayı olabilirsiniz. Erdoğan geçen gün bunun güzel bir örneğini verdi.
"Güya cumhurbaşkanının eşi başörtüsü takamazmış! Ne masal şey" dedi, "bakın Atatürk'ün eşine, annesine, başları nasıl da örtülü!"
Buna sevinmemek elde değil! Biraz uzun ve dolambaçlı bir yoldan da olsa Atatürkçü olduklarının bir ilanı olmalı bu!
Haa, unutmuşum, cumhurbaşkanlığını hak etmenin bir diğer koşulu da rapor alıp oğlunu askere göndermemek ve delikanlıya bir 'gemicik alıvermek' olmalı.
Dün bizim Mesudiye Köyü'nde bir düğün vardı. Köyden dört delikanlı askere çağrılmış, köylüler şenlik yaparak askere gidişleri kutluyorlar. Sabaha kadar dans ettiler, türkü çığırdılar, kutladılar.
"Keşke Başbakan da oğlunu bizim gibi askere gönderseydi" dedi köylülerden birisi.
Herkesin haddi ve hakkı değildir cumhurbaşkanlığını hak etmek. Ender fanilere nasip oluyor işte.