Halil ve Yavuz

Halil Berktay'a katılıyorum. Neşe Düzel'le yaptığı röportajda "27 Mayıs tek çıkar yoldu demek mümkün değil" diyor. "Darbe yerine seçim yapılsaydı, CHP iktidardı!"

Halil Berktay'a katılıyorum. Neşe Düzel'le yaptığı röportajda "27 Mayıs tek çıkar yoldu demek mümkün değil" diyor. "Darbe yerine seçim yapılsaydı, CHP iktidardı!"
CHP yalnız iktidar olmakla kalmayacak, aynı zamanda anayasal düzende ve seçim sisteminde köklü değişiklikler yapacaktı. 27 Mayıs'tan sonra yapılan değişikliklerin çoğu zaten CHP'nin iktidar programında vardı.
Bu değişikliklerden çoğunun fazla ömürlü olmamasının bir nedeni, 27 Mayıs'tan sonra askeriye tarafından önerilmesi ve yürürlüğe konulması oldu.
Olayların akışından etkilenmiş olan binlerce genç gibi, o zamanlar ben de bu yeniliklerden etkilenmiş ve 27 Mayıs'ın demokrasiye doğru atılmış dev gibi bir adım olduğunu düşünmüştüm.
Ama şimdi tarihsel gelişimi içinde 27 Mayıs'ta olup bitenlere bakınca yanıldığımı düşünüyorum. 27 Mayıs darbesi, iyi niyetli de olsa, yarattığı sonuçlar bakımından demokratikleşme sürecine indirilen büyük bir darbe oldu.
Bu gelişme birkaç yönde gerçekleşti.
Her şeyden önce, 27 Mayıs'ın açtığı yol, yeni darbelerin filizlenmesine neden oldu. Askeri müdahaleler meşru ve normal görülür oldu. Bir ara ülkede "Ee, hani neden darbe olmuyor, ne zaman darbe olacak, bu sivillere ağzının payını verecek kimse yok mu?" diyen kişiler türedi. Her 10 senede bir askeri darbe olmamasını şaşkınlıkla karşılayanları da gördük.
Darbeler darbelere yol açmaya başladı. Bir çeşit 'darbe kültürü' oluştu. Şimdi emekli albaylar düğün salonlarında, televizyon kameralarının önünde, 'Bayrak ve tabanca üstüne yemin ediyoruz, ölürüz de öldürürüz de' diye İttihat ve Terakkicilik oynuyorsa, bunda, 27 Mayıs'ın ve onu izleyen askeri darbelerin hiç de ihmal edilemeyecek bir katkısı olmuştur.
Olan olmuştur, tarihi geri çeviremeyiz. Ama olanların olumsuz etkilerini azaltmaya çalışabiliriz. 27 Mayıs darbesini doğru değerlendirerek bu işe başlayabiliriz sanıyorum.
* * *
Yavuz Sabuncu'nun ölümünü büyük üzüntüyle öğrendim. Aydın Güven Gürkan, İsmail Cem derken şimdi de Yavuz aramızdan ayrıldı, büyük sırra doğru gitti.
İyi, dürüst, çalışkan bir bilim adamıydı. Doktora tez jürisinde bulunmuştum. Ne kadar titiz çalıştığına tanık oldum.
'Sigarayı bırakma günü'nden bir gün sonra öldü. Kendisini son gördüğümde (altı ay oluyor galiba) gene sigara ağzından düşmemişti. Sigarayı bırakma konusunda söyleştiğimizi anımsıyorum. Ama belli ki çok geç kalmıştı.
Yavuz Sabuncu, dar anlamında bir anayasa uzmanı değildi. 'Anayasa' konusunu toplumsal ve siyasal yapıyla ve yaşamla birlikte ele alan dinamik bir bakış açısı vardı. Toplumsal sorunlarla yakından ilgilendi ve katkıda bulundu. Hep sorumluluk sahibi bir aydın ve bilim adamı gibi hareket etti.
Allah rahmet eylesin!