Halkı kaybetmemek!

Türkiye 'izin' aldı! Bunda da o kadar ayıp bir şey yok. Şu anda Irak'ta egemen güç ABD'dir. Kuzey Irak'a operasyon düzenlenecekse ABD'nin açık veya kapalı...

Türkiye 'izin' aldı! Bunda da o kadar ayıp bir şey yok. Şu anda Irak'ta egemen güç ABD'dir. Kuzey Irak'a operasyon düzenlenecekse ABD'nin açık veya kapalı onayına gereksinme vardı. Bunun aksi, dünyanın en güçlü ülkesiyle bizi savaş haline getirirdi! Böyle bir şey ne Amerika'nın çıkarına olurdu, ne de Türkiye'nin.
Anlaşılan, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki PKK hedeflerine sınırlı operasyonlar düzenlemesi üzerinde anlaşılmıştır. Bu, Türkiye'nin isteklerini tam olarak karşılamasa da, önemli ölçüde karşılamaktadır. ABD açısından da, Kuzey Irak'taki Barzani-Talabani ittifakına zarar gelmeden salt PKK hedef alındığı için ehvenişer bir durum var demektir.
Her iki taraf da biraz verip, biraz alarak uzlaşmışa benziyor. Tabii varılan anlaşmaya ne kadar sadık kalınacağını, uygulamanın nasıl olacağını zaman gösterecek.
Bu arada 'sınır ötesi' operasyonun hiçbir işe yaramayacağını ileri sürenler var. "Şimdiye kadar 30 tane sınır ötesi operasyon yapıldı, PKK bitti mi?" diyorlar.
Ama eğer o operasyonlar yapılmasaydı bugün durum nasıl olurdu, onu da düşünmek gerekmez mi? Bu, askeri bir konudur, elbette en iyi askerler değerlendirir. Fakat, dışarıdan destek alan bir terör örgütüyle baş etmenin, dışarıyla bağlatısı olmayan bir örgütle uğraşmaktan çok daha zor ve sıkıntılı olduğu ortada. Elbette düzenli bir ordunun çete savaşı veren bir örgütle mücadele etmesinin zorlukları var. Fakat bunlar alt edilemeyecek türden zorluklar değildir.
Önemli olan, halkı kaybetmemek!
Halkı kaybeden, bu mücadeleyi de kaybetmiş demektir. Türklerin ve Kürtlerin bin yıldır birlikte yaşayan kardeş topluluklar olduğunu, bir bölünmenin herkese yarardan çok zarar getireceğinin bilincinde olmak!
Ve bunları seçim nutuklarının, bayram mesajlarının ötesine taşımak, somut projelere, politikalara dönüştürmek! Bu çapta politikacılara şiddetle ihtiyacımız var!
Aslında PKK sorununa bakarken dünyayı geniş bir perspektiften algılamakta yarar var.
Pakistan'da yer yerinden oynuyor. Askerler hukuka karşı silah çektiler. Yargıçlar görevden alınıyor, avukatlar sokakta sopayla dövülüyor, muhalifler hapsediliyor!
Pakistan'ın sınır komşusu Afganistan'da bombalar patlıyor, bir çırpıda 100 kişi ölüyor. El Kaide ve Taliban gene ayakta! Afganistan Iraklaşacak mı
sorusu akla geliyor.
Afganistan'ın sınır komşusu İran'da ne olacağı belli değil. ABD'nin, 'İran atom bombası üretme hazırlığında' iddiası var. Bu tür iddiaların hiç de tekin olmadığını ABD'nin Irak'ı işgalinden beri çok iyi biliyoruz! İran'ın Devlet Başkanı Ahmedinecad da belaya çanak tutan bir tavır sergiliyor. 'Dünyanın bütün Amerikan karşıtları, birleşiniz!' diye özetlenebilecek bir politika izliyor. İç politika da kadınların perçemine bağlı!
İran'ın komşusu Irak ve Türkiye.
Tarife gerek var mı?
Irak'ın ve bizim komşumuz da Suriye. Hani komşusu İsrail tarafından birkaç ay önce bombalanan ülke!
Bir çizgi üzerinde sıralanmış belalı ülkeler zinciri!
Dünyanın hiçbir yöresinde bu kadar sorun barındıran ülkeyi bir arada göremezsiniz. Bu ülkelerin birbirine sorun ihraç etmesinden, küçük sorunları büyütmesinden, insanların dünya çapında, 'Ee, yeter artık, sıkıntı verdiniz' diye tepki göstermelerinden ve bu ülkeleri ikinci, hatta üçücü sınıf saymalarından daha doğal ne olabilir?
Coğrafyamızın tutsağı gibiyiz.
Sınır ötesi operasyonla bu tutsaklıktan biraz olsun kurtulmayı deneyeceğiz!