Hangi Erdoğan'a inanacağız?

Başbakan iyi konuşuyor mu? Pek çok kişi bu soruyu 'Evet' diye yanıtlayacaktır. Başladığı cümleyi bitirebiliyor, telaffuzunda yanlışlık yok. Genellikle fena sayılmaz.

Başbakan iyi konuşuyor mu? Pek çok kişi bu soruyu 'Evet' diye yanıtlayacaktır. Başladığı cümleyi bitirebiliyor, telaffuzunda yanlışlık yok. Genellikle fena sayılmaz.
Ama sık sık eskilerin 'mugalata' dediği şeye, demagojiye meylediyor!
Bu da, başının sıkıştığı izlenimine yol açıyor.
Örneğin geçen gün tutturdu 'Türban siyasal simge değildir' diye ısrar etti. "Eğer siyasal simge olsaydı bir partiye ait olması gerekirdi. Bu bir partinin simgesi değil ki! Sadece AKP'de mi var?
Diğer partilerde yok mu?"
Şimdi bu sözleri neresinden tutacaksınız? Siyasal simge neden sadece bir partiyle özdeşleşsin ki? Hiçbir partinin benimsemediği bir siyasal simge de olabilir. Ayrıca bir siyasal simgeyi birden fazla parti de benimseyebilir. Başbakan da konuşmasında 'Siyasal simge değil' dedikten hemen sonra, hem AKP de, hem de diğer partilerde türbanın simge olarak kabul gördüğünü söylemiştir. Bir cümlede söylediğinin ikinci cümlede tersini söylemektedir!
Böyle demagogluk olmaz ki! Demagojinin de bir düzeyi ve kalitesi olmalıdır. Zekâya, hicve, bilgiye dayanan bir yanı olmalıdır. "Türban siyasal simge değildir" dedikten hemen sonra, "Sadece AKP'de mi var" diye devam etmesi kafasının ne kadar karışık olduğunu gösteriyor olmalı.
Tabii ki türban siyasal bir simgedir. Aynı zamanda dini ve kültürel bir simgedir. Bunlar birbirini dışlamaz. Birinin varlığı diğerinin yokluğunu gerektirmez.
'Özgürlükçü' bir anayasa yapmak üzere yola çıkan Erdoğan, üniversite öğrencilerinin türban takma hakkını savunacaksa bu işi 'Türban siyasi değildir' diyerek yapamaz. Çünkü türban siyasi bir simgedir. Herhangi bir partinin değil, dine ağırlık ve öncelik veren bir siyasal eğilimin simgesidir.
Erdoğan'ın şunu demesi gerekirdi: "Evet, türban siyasi bir simgedir! Ve üniversite öğrencilerinin siyasi simge takma, siyasetle uğraşma, örgütlenme, tartışma hakları olduğu gibi türban takma hakkı da vardır! Üniversiteler düşünce özgürlüğünün kaleleri olmalıdır. Üniversitelerde her türlü düşünce serbestçe tartışılabilmelidir. Buna türbanın simgelediği dincilik veya muhafazakârlık da dahildir!"
Ama sayın Başbakan bunları söyleyeceğine demagoji yolunu seçti ve bence pek de başaramadı.
Erdoğan'ın tutarsızlıklarının sonu gelmiyor. Bir taraftan "Tek derdimiz kılık kıyafet mi, neden bu konu bu kadar abartılıyor" diye yakınıyor, diğer taraftan da Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, "İlk işimiz türban" diyor.
Hangi Erdoğan'a inanacağız?
Bir taraftan "Anayasayı uzlaşmayla çıkaracağız, herkesin görüşünü alacağız" diyor, diğer taraftan da görüş bildiren rektörlere ateş püskürüyor: "Herkes kendi işine baksın! Üstünüze vazife olamayan şeylere burnunuzu sokmayın!"
Evet, hangi Erdoğan'a inanacağız?