Hatada ısrar siyaseti

DTP niye PKK saldırırken 'canlı kalkan' olmadı, İstanbul kana bulansa ne diyecekti?

Sorulmaya değer, Amerika şu anda sahip olduğu teknolojik olanaklara 30-40 yıl önce sahip olsaydı Vietnam savaşını kaybeder miydi acaba?
Gerilla savaşı, çete savaşı, gayrinizami harp.. her ne derseniz, küçük birimlerin kırsal alanda yürüttükleri savaş türü düzenli orduların korkulu rüyasıydı. Vietnamlı General Giap ve komünist lider Ho Şi Minh bütün dünyada tanınan kişilerdi. Che Guevera, Küba'ya sığmamış, Güney Amerika'yı da ayaklandırmaya kalkışmıştı.
Fakat o zamandan beri çok şey değişti. Düzenli bir ordunun küçük ve seyyal güçlere karşı da başarılı olmasını sağlayacak teknolojik yenliklerin yarattığı etkiyi son sınır ötesi operasyonlarda izliyoruz. En küçük birliklerin hareketini bile gece gündüz demeden anında saptayabilen ve hemen müdahale yolunu açan gelişmiş teknolojiler, kırsal alandaki gayrinizami savaşın sonunu getirebilir. Belki de beli kırılan sadece PKK değildir, aynı zamanda gerilla savaşı veya çete savaşı denen savaş türü de artık eski cazibesini yitirmektedir!
Sınır ötesi operasyon masum bir güce karşı yapılmıyor. PKK senelerdir Türkiye'ye saldıran bir askeri güçtür. Dünya devletlerinin de kabul ettiği gibi, Türkiye kendisini savunmaktadır. Buna rağmen milletvekili olan bazı kişilerin Türkiye'yi kınamasını anlamak güç!
DTP, operasyonların durdurulması için ölen teröristlerin aileleriyle birlikte sınırda 'canlı kalkan' olacakmış! Sınırdan Ankara'ya protesto yürüyüşü yapacaklarmış!
Neden PKK Türkiye'ye saldırırken 'canlı kalkan' olmadılar, İstanbul metrosunda bomba patlayıp da yüzlerce kişi ölseydi ne diyeceklerdi, sormak gerekmez mi?
Yanıtları hazır. Daha önce Ahmet Türk söylemişti, dünkü Radikal'de de Van Milletvekili Fatma Kurtulan söylüyor: "PKK'nın oluşturduğu bir kitle üzerine siyaset yapıyoruz... Dolayısıyla da bizim siyasetlerimiz onların hassasiyetlerine göre olmak durumundadır. İşte '75 Kürt milletvekilimiz var' deniyor. Biz, onlar gibi davranamayız. Onların da birçok yakını PKK'da. Yakınlarını yitirenler de var. Biz farklıyız. PKK'nın yarattığı sonuçlar üzerinde var olduğumuz gerçek ama farklıyız. PKK, şiddeti benimseyen silahlı bir örgüt, biz, demokrasi siyaset yolunu benimsemiş bir yapılanmayız."
Sayın Fatma Kurtulan'ın içtenlikle konuştuğuna inanıyorum. Özellikle "PKK şiddeti benimseyen silahlı bir örgüttür," sözü aşağı yukarı "PKK terörist bir örgüttür" demekle aynı kapıya çıkar. DTP içinde kaç kişi bu ifadeyi onaylar, bilemem. Fakat, eğer DTP böyle düşünüyorsa, yapması gereken şeyin sınırda PKK'ya canlı kalkan olmak yerine, 'Silahları bırakın, sivil politikaya katılın' çağrısı olması gerekmez mi?
Ve "Kusura bakmayın, tabanımız PKK ile aynı, onun için PKK'ya karşı çıkamayız" ne demek? Böyle mazeret olur mu? Bir siyasal parti elbette halka kulak vermelidir. Ama aynı zamanda halkına önderlik de etmelidir. Halkın öngörmediği şeyleri dile getirmeli, liderlik rolünü oynayabilmeli, yeni ufuklar açabilmelidir.
"Apo ve PKK ne derse biz onu izleriz" anlayışının Kürt halkını getirdiği nokta ortada değil mi? Yanlışta ısrar diye siyaset olur mu?